<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104</id><updated>2011-08-02T21:46:31.499+02:00</updated><title type='text'>Ciceklisi de var!</title><subtitle type='html'>Sabah Sabah Seda Sayan'la Aksama Dogru arasinda,
Caninizin sikilidigi her an yaninizda.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>60</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-2047924009380864296</id><published>2011-04-05T22:38:00.004+02:00</published><updated>2011-04-05T23:19:32.564+02:00</updated><title type='text'>uyanma zamani</title><content type='html'>Turkiye'de olan biteni bir sekilde takip etmeye ve anlamaya calisiyorum. Aklim ermeye basladigindan, Turkiye'yi terkettigim ana kadar, Turkiye'yi sadece yasamistim, hic sorgulamadim, hic anlamaya calismadim. Simdi Turkiye'ye uzaktan bakan bir yetiskin olarak, artik sorguluyorum ve anlamaya calisiyorum. &lt;div&gt;Son zamanlarda belki ilgilenmeye basladigimdan midir bilmem, Turkiye'de garip bir calkalanma oluyor, ya da ben Turkiye konusunda calkalaniyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Su Dokunan yanar adli kitap taslagi, benim gibi cok Turkiye gercekleri ile ilgilenmemis ama kitabin bahsettigi donemlerdeki egitim sacmaliginin tam ortasinda egitim gormus, o garip yaratiklasmayi tam olarak yasamis bir insanin kafasinda ucusan herseyi yerine yerlestirmeyi basariyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Komplo teorileri, soylenti, paranoyaklik, acaba ole mi ki, harbiden Allah var mi lan, Ataturkculuk, bilim, felsefe, kaos, herseyin bir aciklamasi var seklinde beynimde teenage donemimden beri ucusan garip absract olgular arasinda turkiye'de neler oldugunu anlatan insanlara pek kulak asmazdim, herkesin bir sekilde tarafli yorum yaptigini dusunup, ya herkesin fetullahci ya da ozenti anarsist oldugunu dusunurdum. Ataturkculugun bize adam gibi ogretilmedigi bu hilkat garibesi egitim duzeninde hic bir oturmus adamakilli politik yorumu olmayan, ulkenin yakin tarihi hakkinda hic bir bok bilmeyen mal bir nesil bireyi haline geldim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ilkokulda Ataturk diye, bize kargalari kovalayan bir cocuk anlatildi, ve geri kalan hersey ici tamamen bosaltilmis sadece ezbere dayanan kolay akilda kalsin diye madde haline getirilmis ilkeler inkilaplar vesaire.. Kimse bize bunlarin ne oldugunu adam gibi anlatmadi, ki ben tembel ve haylaz bir ogrenci degildim. Ortaokulda tarih dersi diye bize osmanli padisahlarinin ne kadar sanli oldugunu, onune geleni devirdiler, yok o tarihte buraya sefer yaptilar, yok sonra bu krali dize getirdiler diye cevirip cevirip osmanli masali anlattilar. Lisede, dunyanin ekseni neden egik diye sorup, allahin hikmeti hocam diyenin sozlusune yuz cakan cografya ogretmenleri ile yer bilimi ogrendik. Yine lisede, evrim aldatmacasi denen kitap ortalikta fink atiyor, kimse o kitabin nerden nasil geldigini bilmiyordu. Boyle yalan dolan bir egitimden sonra (bazi hocalarin hakkini yiyemem, ortaokulda ve lisede harbiden adam gibi ders anlatan matematik fizik ve kimya hocalarim oldu, belki de bu yuzden bilim insani oldum) bir sekilde universiteye girdik. Sansima, bayagi aydin bir cevrede universite egitimi alabildim, ve saglam bir dunya gorusu yaratamasam da yine de kirlenmedim, saptirilamadim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oyle boyle, universite master derken, yine rastgele bir sans ile doktora icin kendimi yurtdisinda buldum. Disari ciktigim andan itibaren de Turkiye'ye uzaktan bakma ve aslinda ne oldugunu anlama firsati da yakalamis oldum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Herkes derin bir uyku icinde garip bir ruya goruyor, kabus denemez cunku insanlar ruyanin kabus oldugunun bile farkinda degil. Onu gercek zannediyorlar. Bazi insanlar uyanik, kotu seyler yapmaya calisiyor, baska insanlar da uyanik, onlar hem o kotulari durdurmaya calisirken bir yandan uyuyanlari uyandirmaya calisiyorlar.  Kim kim bilmiyorum. Ama kesin bildigim birsey var, artik hepimizin uyanmasi lazim. Artik neler oluyor oldugunu cok bi bok bildigini zannettigimiz kafamizin icine sokmamiz lazim. Artik kendi gerzek yaratik bencilligimizden siyrilip, su cikarci serefsiz insanlara pabuc birakmamamiz lazim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bencilliginizden vazgecin, karanlikta birbirini yiyen ac kurtlar gibi davranmayi birakin, artik kendinizden vazgecin! Aydinlik sizi bekliyordu yillardir, burda olabilecegine hicbir zaman inanmadiginiz, tasavvur bile edemediginiz guzellikler var, ve bunu hepberaber paylasabiliriz. Derdiniz nedir hala? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-2047924009380864296?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/2047924009380864296/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=2047924009380864296' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2047924009380864296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2047924009380864296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2011/04/uyanma-zamani.html' title='uyanma zamani'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6945559806655635946</id><published>2010-08-17T21:21:00.005+02:00</published><updated>2010-08-17T23:07:45.174+02:00</updated><title type='text'>sziget festivalinden notlar</title><content type='html'>Sziget festivali Budapeşte'de nehrin ortasındaki iki adadan biri olan Obudai (old buda demekmiş. bkz:wikipedia) adasında gerçekleşen bir haftalık müzik sanat kültür ortamı. 17 senedir düzenlenen bu festivalin 2010 versiyonuna ben de katılma şerefinde bulundum :) Ve hayatımdaki ilk planlı programlı ve bir gunden daha uzun süreli festival deneyimi olduğu için de, boyle uluslararası gençlik hippi müzik festivalinin de ne anlama geldiğini daha yeni anladım.&lt;br /&gt;Ilk dikkatimi cezbeden durum herkesin bir çok mutlu ve neşeli oluşuydu. Sanırım bu festivalin doğası gereği olan bişi ama hollandadaki festivallerde bu sıcak neşeyi hissedebildiğimi pek söyleyemem. Belki de budapeste de hava sıcaktı bana ondan ole geldi.&lt;br /&gt;İkincisi çılgın sayıda fransız vardı, ve bununla paralel bayagı ilginç soundları olan, isimlerini önceden hiç duymadığım fransız gruplar vardı, dinlediklerimin hepsini de beğendim garip bir şekilde.&lt;br /&gt;Bunların yanında sayılarla konuşmak gerekirse festivalde 13 ayrı stage, her bir stagede gunde ortalama 6 grup oldugunu, ve festivalin 5 gun surdugunu düşünürsek, bu 390 ayrı performans eder, ben sadece 2 tum gün oradaydım ve toplasan 6 ayrı performansı bastan sona olmamak kaydıyla dinlemeyi başardım. Ortamda o kadar başka başka aktiviteler vardi ki, gun içinde plan yapıp bu gruptan sonra su steyce gidiyoruz diye karar verip yolda 5 ayrı yerde durup gitmemiz gereken yere hiç varamadığımız durumlar oldu. Alışveris sokakları, cılgın yemek ortamları, pole dance workshopları, bungee jumping, rope sliding, magic mirror diye garip gay videoları gösteren bir yer (dans gösterileri de olmuş diyolar ben göremedim), thai ve swedish masaj ortamları, nargile cafe, çesit cesit kokteyl (kovadan kokteyl içmek diye bir kavramla tanıştım) hazırlayan barlar, macar ve afrikan saç ördürme ortamları, vucut boyama, taş, top ve sopalarla çeşit çeşit oyunlar oynayabileceğin bir yer, disko barlar, küçük çaplı derneklerin ya da oğrenci toplulugu gibi oluşumların actığı standlar (mesela bir sepet vardı hayatının en önemli sorununu bir seyin üstüne yazıp sepete atıp kurtuluyordun), üstüne istediğini yazıp çizebileceğin panolar, ıncık cıncık birsuru şey vardi, ki ben butun festival alanını da gezmedim.&lt;br /&gt;Bunların hepsinin yanında hava harikaydi. Bu yuzden herkes yarı çıplaktı. ve kalabalıklara baktığında gerçekten cok güzel bir görüntü oluşuyordu. Herkes mutlu neseli çıplak sorunsuz.. Müzik güzel şehir güzel hava güzel insanlar güzel..&lt;br /&gt;Festivadeki iki günün öncesinde iki gün Budapeşte'yi gezdik. Peşt tarafı daha kalabalık sıkışık, parisin daha bir oryantal versiyonu gibi, random gizli yerlerde barları, retro gibim avlulu eski binaları, hiç anlayamadığın acayip yazılarla dolu dükkanları restoranları olan kısım. Buda tarafı ise daha ferah tepelik, eskiden kralların yaşadıgı, cok manyak tuna manzaralarına ve restore edilmis bir sürü sofistike tarihi binaya sahip kısım. Hiç durmadık sürekli gezdik, geberene kadar restoran tarihi ortamlar bar sokak dolandık, şehrin yine onda birini göremedik.&lt;br /&gt;Hem gece hem gündüz vapura bindik, her ikisi de tam bir görsel şölendi. Tuna'ya bakan bütün sanatsal öneme sahip binalar (saraylar, parlemento binası, kiliseler..vb.) ve köprüler aydınlatılmış olduğundan gece ve gündüz nehirden geçmek tamamen ayrı tadlara sahip.&lt;br /&gt;Budapestenın merkezinde buda tarafını pest tarafına baglayan 10'a yakın köprü var. Bunların bazıları ortadakı adaları da bağlıyor. Bunun yanında metrosu trami vapuru banliyo treni falan filan cılgın bir ulaşım çeşitliliği var. Ve sehrin ortasında teknik üniversite var..&lt;br /&gt;Ağlamak istiyorum!&lt;br /&gt;Sehir bitmedi, ve biz festivale gittik, ve festival daha da bi güzeldi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6945559806655635946?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6945559806655635946/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6945559806655635946' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6945559806655635946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6945559806655635946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2010/08/sziget-festivalinden-notlar.html' title='sziget festivalinden notlar'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6989964302759846311</id><published>2010-04-19T01:15:00.002+02:00</published><updated>2010-04-19T01:38:31.590+02:00</updated><title type='text'>Cakmak cakmak</title><content type='html'>"Kaslarimiz niye var?", diye sordu kucuk kiz annesine. Saclari gunes sarisi, gozleri bal rengiydi. Sanki, evinin etrafini cevreleyen ucsuz bucaksiz basak tarlalarinin, biz olumlulerin dunyasindaki yansimasiydi. Masumdu kucuk kiz, kirilgandi, orta anadolunun kizgin yaz gunesini sonsuz sinirsiz emmek icin basini goge kaldirmis bir basakti.&lt;br /&gt;Anne gur, kara kaslarini kaldirdi, alnini kiristirdi. Dusunurken kalkan kaslari alninda derin izler birakmisti. Ova gunesinden kirisan goz kenarlari, alnindaki cizgilerle birlikte cakmak cakmak parlayan mavili elali gozlerini cevreliyordu. Tatminkar bir yanit buldugunda, nihayet yumusadi cehresi, gulumsedi dudaklari.&lt;br /&gt;"Kaslarimiz", dedi, "kaslarimiz bizim kimligimizin bekcisidir."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6989964302759846311?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6989964302759846311/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6989964302759846311' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6989964302759846311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6989964302759846311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2010/04/cakmak-cakmak.html' title='Cakmak cakmak'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7780580138532975119</id><published>2010-04-19T01:03:00.004+02:00</published><updated>2010-05-03T19:19:32.440+02:00</updated><title type='text'>Ne dereler vardi</title><content type='html'>Ne dereler vardi: dogdular gozlerinde, aktilar icimin en derin koselerine..&lt;br /&gt;Ilik dag meltemleriyle isindi sulari, sefkatle. Denizini usutmemek icin, berrakligini kaybetmeden, engelleri seline katip, selalerden akip geldi..&lt;br /&gt;Derindi deniz, sicakti. Nice renkli baliklarin, yakamozlarin, kayiklarin, kureklerin eviydi. Biricikti deniz.. Her parcasi birbirine bagliydi ya, dunyada tekti.&lt;br /&gt;Gun geldi, devran dondu, dogmayi verdi gunes..&lt;br /&gt;Bahari tasiyan mis kokulu ilik dag meltemi esmez oldu..&lt;br /&gt;Yildizlar usudu, titredi, dogmayiverdi ay..&lt;br /&gt;Buz gibi akti dere..&lt;br /&gt;Usudu baliklar, usudu yakamozlar, usudu kiyilari birbirine baglayan emektar kayik.&lt;br /&gt;Deniz usudu.&lt;br /&gt;Yalnizdi deniz. Biricikti, essizdi ya, yalnizdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7780580138532975119?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7780580138532975119/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7780580138532975119' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7780580138532975119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7780580138532975119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2010/04/ne-dereler-vardi.html' title='Ne dereler vardi'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-61809800278790007</id><published>2010-02-15T20:25:00.004+01:00</published><updated>2010-02-15T20:39:45.034+01:00</updated><title type='text'>Internette Sosyallesme</title><content type='html'>Bilen bilir, cok siki bir anti-facebookcuyum. Ama yine bilen bilir, ne magazine, ne internette sosyallesmeye karsiyim. Peki madem, bu internette, daha spesifik olarak twitterda sosyallesme ne olmali, ne olmamali?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Ne olmamali:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- Imaj yaratma cabasi: Ben cok yer gezdim, iste fotograflari. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Iste fotograflarim, cok guzel cikmisim di mi?&lt;/span&gt; Benim cok yabanci arkadasim var, buyrun listeme bakin. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Hobilerim, ilgi alanim sonsuz, buyrun hobi listemde okudugum yazarlara, dinledigim muziklere, yaptigim sporlara bakin.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;- Hayatin gidisati ile ilgili gereksiz bilgi paylasimi: Bugun kaka yaptim, resmine herkes baksin lutfen. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Ayyy dun cok gec yattim, bu sabah zor kalktim vallahi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Peki ya ne olmali:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- Buldugunu paylasmaca: Makaleler, fotograflar, programlar vs.&lt;br /&gt;- Cevap aramaca: Barcelonada nerde kalmak, neler yapmak lazim, bilen var mi? &lt;span style="font-style:italic;"&gt;xxx filmini nerden bulurum, bilen var mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;-Hayatin gidisati ile ilgili luzumlu haber vermece: xxx tarihinde yyy'de olcam, haberiniz ola. &lt;span style="font-style:italic;"&gt;mayista zzz plani var, ilgilenen beri gelsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katilan, katilmayan?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-61809800278790007?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/61809800278790007/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=61809800278790007' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/61809800278790007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/61809800278790007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2010/02/internette-sosyallesme.html' title='Internette Sosyallesme'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5843408751868233727</id><published>2010-02-15T20:05:00.003+01:00</published><updated>2010-02-15T20:17:22.410+01:00</updated><title type='text'>Bekarim</title><content type='html'>Benimkini gonderdim memlekete, 1 hafta bekarim. Haftanin plani bol bol calisip kalan vaktilerde spor/film/internette vakit oldurmece. Bugunku konumuz da internette vakit oldurmecenin incelikleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi hep sikayetimiz tatminli arkadasliklarinin sayisinin azligi. Yalniz biseyin farkina varmak lazim: devir degisti (e tabi celik de degisti :P). Sosyal paylasim yuzyuze iletisimden internete kayiyor cunku boylesi daha kolay. Hele bizim gibi gurbet insanlarina.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi bu ise burun kiviran cok olur (hatta ben de kivirirdim da internetten sevgili yaptigimdan beri bu hakkimi kaybettim). Tabii ki herkes anlasip oynascagi arkadaslarini yaninda ister. Ama hadi diyelim ki bulamadi. Ne yapsin? O kadar kotu mu bu internet iletisimi, dozunda tutulup hayattan kopmadikca?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi bu kadar rasyonelleştirme neden? Twitter'a giriyorum. Sansimi bir de orda deneyecegim de ondan. Vaktinde kitap okumanin da bos gezenin bos kalfasi aktivitesi sayildigini saygiyla hatirlatir, nice mutlu gunler dilerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5843408751868233727?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5843408751868233727/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5843408751868233727' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5843408751868233727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5843408751868233727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2010/02/bekarim.html' title='Bekarim'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-718851348143734453</id><published>2010-01-20T00:18:00.002+01:00</published><updated>2010-01-20T00:28:48.431+01:00</updated><title type='text'>uzun zaman</title><content type='html'>Agustostan berı yazmıyormusum, koca bir kıtayı bir gecede geçtikten sonra yine soguk memleketime geri dondum bir üçüncü kışa hazırlanmak için. Şimdi o kışın ortasındayım. Artık cok sıkıldım. İçimdeki baskıcı guneş ve deniz delisi manyaga artık söz geçiremiyorum.&lt;br /&gt;Benden konuşmaktan vazgeçelim, biraz hayattan bahsedelim. Insan yedisinde neyse yetmişinde de odur derler ya hiç yalan dememişler. Herkes hep aynı sanırım, ve sadece aynı olduklarını unuttukları için veya anlamsız yere gelişmeyi bekliyor oldukları için mutsuzlar. Hep aynı kalacağımızı kabullenebilsek ve cocuk gibi yaşamaktan utanmasak hiç bir sorun kalmayacak. Cocukların her yaptığı affedilir ya, ceza almazlar, o cocuktur cunku, buyuklerin ne farkı var ki? Bu kadar sorun birileri başka birilerinin cocuk gibi davranmasını çekememesi yüzünden oluyor. Sonra insanlar ölüyor, savaşlar cıkıyor. Nasıl buraya geldim ya? İşte temelde herkes cocuk ve aslında kimsenin kimseyi takmaması gerekiyor. Niye hippiler gibi yaşayamıyoruz ya? Cok güzel olurdu bea.&lt;br /&gt;Daha sık yazacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-718851348143734453?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/718851348143734453/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=718851348143734453' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/718851348143734453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/718851348143734453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2010/01/uzun-zaman.html' title='uzun zaman'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6835621411594779698</id><published>2009-08-31T23:00:00.001+02:00</published><updated>2009-08-31T23:01:54.576+02:00</updated><title type='text'>salınım</title><content type='html'>anam tamamen hormonal yaşamaya basladım ben ya.. Nedensiz mutlu ve nedensiz mutsuzum.. cok aptalca.. Ben istemem bole olmasını bu ne yaa..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6835621411594779698?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6835621411594779698/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6835621411594779698' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6835621411594779698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6835621411594779698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/08/salnm.html' title='salınım'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5558330556035777425</id><published>2009-08-10T13:28:00.002+02:00</published><updated>2009-08-10T13:29:48.666+02:00</updated><title type='text'>nude</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SoAEmhN1f0I/AAAAAAAAAC8/2BGL8TG6E4A/s1600-h/DSCN1437.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SoAEmhN1f0I/AAAAAAAAAC8/2BGL8TG6E4A/s320/DSCN1437.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5368295815623573314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5558330556035777425?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5558330556035777425/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5558330556035777425' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5558330556035777425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5558330556035777425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/08/nude.html' title='nude'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SoAEmhN1f0I/AAAAAAAAAC8/2BGL8TG6E4A/s72-c/DSCN1437.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6546865305447679685</id><published>2009-08-04T20:55:00.003+02:00</published><updated>2009-08-05T16:57:39.105+02:00</updated><title type='text'>await</title><content type='html'>Bu limana kayıklar geliyor, gidiyor, bu liman günler belki de yıllar sonra gelip de saklanacak gemiyi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç katman var ki şu psychimizde? Kaç tane git gel var? En içerdeki hangisi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6546865305447679685?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6546865305447679685/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6546865305447679685' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6546865305447679685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6546865305447679685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/08/await.html' title='await'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-147798966908193464</id><published>2009-07-26T21:11:00.003+02:00</published><updated>2009-07-26T21:41:30.356+02:00</updated><title type='text'>sevgili'nin dünyası</title><content type='html'>Kafanda dallandırıp budaklandırdığın cevapları aslında olmayan binlerce soruyu bir gün bir şekilde anlayacagım umuduyla bir gün vahiy inmesini beklerken, en cok yanında olan ve guya en cok şeyi paylaşman gereken kişi senin için ne ifade eder?&lt;br /&gt;Bir tek, kadın olduğum için beni moronlaştıran hormonel dalgalanmalarım var. Bu dalagalanmalar yüzünden oluşan ilkel duygusallaşma nöbetlerim, ilgi/şefkat beklentim, ve önüne geçilmez hamile kalma/cocuk yapma isteğim olmasa, peygamber olabilirdim.&lt;br /&gt;Sevgili de bana göre başka bi işe yaramaz. Kadın insanını, duygu dalgalanmalarına göre şerbet vererek hoş tutacak, bir yandan da çaktırmadan üzerinde kendi ihtiyaçlarını giderecek bir erkek tam tamına sevgilidir. E tabi, kadının ilgi beklentisi genelinde erkeğin ihtiyaçları da birbiriyle örtüşmekte çoğu alanda, eh ne güzel ilkel ilkel paylaşıyoruz...&lt;br /&gt;Buradaki benim sıkıntım ne? Şu zamana kadar sevgililik kavramından beklediğim şey bu değildi, ama işte artık vazgeçtim.&lt;br /&gt;Benim sevgililik kavramından beklediğim, abartılmış haliyle natural born killers gibi bişiydi. Belki de tam süper örnek olmadı ama aklıma film gelmiyor. Ya da fear and loathing in las vegas ama benicio del toro karı olacak. Yani, basitçe gerzek ilkel beş duyu ve sıvı paylaşımından öte, beraber bişi olabilmekti. Hayatım, akşın filmi gibi olmadığından sevgilim ile paylaştığım şeyler beraber yaratabildiklerimizin ötesine geçemiyor, ve beraber yaratabileceğin şeylerin hacmi de bu dünya şartları altında, karşılaşabileceğin süper uygun insan sayısı, zamanın yeterliliği, yapilabilme potansiyeli olan manyaklıkların ortaklaşma ihtimali falan gibi değişkenlerle göt kadar kalıyor. Ya aslında aberaber manyaklaşalim da demiyorum, filmler yüzünden ole bir hava oluştu. Tek sorunum, bir ilişkide şu gerzek ilkel içgüdü paylaşımlarının ötesine geçebilmek. Bir insanla beraber olmanın nedeni yalnız kalmamak olmamalı. Asgari düzeyde paylaşalım, benim ona onun bana ihtiyacı var, hayat zaten zor, birbirimizin masaj aleti olalım, sarılma yastığı olalım, buna gıcıgım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-147798966908193464?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/147798966908193464/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=147798966908193464' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/147798966908193464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/147798966908193464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/07/sevgilinin-dunyas.html' title='sevgili&apos;nin dünyası'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-8367327699130892543</id><published>2009-07-16T00:24:00.005+02:00</published><updated>2009-07-16T00:52:18.872+02:00</updated><title type='text'>24</title><content type='html'>Bir sene daha gecmis. Artik yaslar ozenle dogum gununde degil, herkesle birlikte yeni yilla degisiyor. Bekledigim bir yas, bitmesini bekledigim bir donem de yok. Ha 24 ha 30. Hayatim bu. Artik yasimi saymiyorum. Sorulunca hesaplamam gerekiyo. Yine de bu dogumgunu iskencesini cekmem gerekecek. Sanki cok ozelmis gibi birilerinden kutlamalar jestler beklenecek. Halbuki gecen sene naaptim? Istanbulda yazin ortasinda bardaktan bosanircasina yagmaya karar veren yagmuru benden ayiran catinin altinda, beyaz deri bir koltukta tek basima oturdum. Bu sene ne yapcam? Ise gidicem, tesadufen bu tarihte bulusmaya karar veren bir takim eski arkadaslarla yemege cikcam. Neyseki kendi dogumgunu pastani kendin alip insanlara yedirdigin bir ulkedeyim ki pasta yiyip azicik tebrik dinliycem. Ve bu sirada yalnizligima, beni aramayanlara, elalem istese daglari oynatip benle 10 dakka konusmak icin kicinin ustunde oturmayanlara aglamamam gerekcek. Acaba bu tarihi yeryuzunden silip bi daha icinde bulunmamak icin ne yapmaliyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-8367327699130892543?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/8367327699130892543/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=8367327699130892543' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/8367327699130892543'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/8367327699130892543'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/07/24.html' title='24'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-1555993023594424662</id><published>2009-07-04T21:06:00.003+02:00</published><updated>2009-07-04T22:02:36.323+02:00</updated><title type='text'>basit</title><content type='html'>İnsan neden bir anda cok sık rüya görmeye başlar? Sanırım cok uyumaya başladım. Insanın hayatında herşey cok hızlı değişmeye başladıysa ve aslında bunu kendi isteğiyle yapmıyorsa, depresyon yine seni sıcak kollarıyla sarmalamaya başlıyor. Neyi gerçekten kendim yapmak istedim ki? Neyi sadece kendim için yaptım? Yaptığım şeylerin hangisini gerçekten yapmak istiyordum? Hepsinin cevabı hiçbiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, başarı ve gurur hikayesi mi olmalı? Yaptığın ve yapacağın herşey kendin belirlediğine inandığın ( kişilik falan, ne olduğu da belli değil) bir referansa gore adil, mantıklı, ve gerekli, ve doğru mu olması gerekiyor ille? Sıçayım, kaç yıldır bunu yapmaya çalışıyorum, mutlu muyum hayır.. Huzurluyum evet ama sadece o referans ne ise ona gore dogru yaptıgıma kendimi inandırdığım için huzurluyum. Evet olması gereken mantıklı kişiliğime göre herşeyi doğru yaptım. Ya da yaptığıma kendimi inandirdim. Kendime göre gururlu ve adilim. Ve mutlu değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman olacak kafamdaki hayalini kurduğum şey? Denize yakın bir bahçe? Küçük bir tostçu ya da turşucu? Çocuklar cok cok tane? Ne anlamı var ki, hayatın en temelinin içinde en basitin içinde değilsen? Teorilerle kafamı yormaktan bıktım. Butun olup bitene dışardaki idealize edilmiş hayatından bakmak. Bekar ozgur iyi standardlarda iyi standardları olan bir ülkede yaşayan yüksek eğitimli günümüzün kadını vay be. Biliyorsun, herşeyi eğitiminin getirdiği bilinç düzeyiyle doğru düzgün yorumlayabiliyorsun. Çevrendeki basit şeylerle mutlu olan ve yine basit şeylerle üzülen kızan insanları görüyorsun. Işte, basit. Kime acınmalı ki şu halde? Basit yaşayamayacak kadar üstün insan statüsüne çıkmış, her yaptığı hareket en ince düşüncesi bile o kendi yarattığı karmaşık ust duzey kişiliğine uyması gereken insana mı, yoksa başına gelen herşeyi ya da yaptığı herşeyi en temel tepkilerle dışarı vurabilen, mutlulugu mutluluk gibi, acıyı da acı yaşayabilen insana mı? Ben nasıl bu hale geldim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkıp gidesim var ama bu kendimi koydugum super insan triplerinden nasıl kurtulacağımı bilmiyorum. Artık dilime işledi. Basit cümle kuramıyorum. Aha kurdum. Aha tekrar kurdum. Bu yazının kafamdaki karmaşık şeyleri anlatmasına gerek yok cunku aslında kafamdaki şeyler komplex değil. Ben onları cümleye çevirirken komplexleştiriyorum. Hay kendime sıçayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim öğrenmeye çalışırken aptal beyninin de öğrendiğin sey gibi karmaşık birşey oldugunu zannediyorsun ama değil. Aslında öğrendiğin şey de karmaşık değil sadece sen aptalsın. Ne güzel bir sonuca vardım. Aslında tam bir aptal oldugum için herşeyin cok komplex oldugunu zannediyorum. Ve aslında o basit yaşayan insanlar herşeyin basit oldugunu anlayacak kadar zekiler ve gerçekten acınması gereken insan benim. Bu birşeyi çözdü mü? Hayır. Mutlu muyum? Tabi ki hayır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-1555993023594424662?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/1555993023594424662/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=1555993023594424662' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1555993023594424662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1555993023594424662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/07/insan-neden-bir-anda-cok-sk-ruya.html' title='basit'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-4301665995934898033</id><published>2009-05-23T01:50:00.002+02:00</published><updated>2009-05-23T02:14:59.173+02:00</updated><title type='text'>yeniden</title><content type='html'>Hayati kesfetme zamaninin yavastan gecmeye basladigini farkediyorum. Yaslanip yakinda olecegini bilmek cok garip bir duygu olmali. Belki de oyle bir duygu yok, olecegin ana kadar hic inanmiyorsun, ve oluyorken de hic tahmin etmeyecegin kadar huzurlu/mutlu/heyecanli/sevincli oluyorsun.  sonrasi  yok iste, farketmiyorsun belki de. Belki de kac kere olduk. Belki de sonsuza kadar yasayacagiz. Zaman iki boyutlu mu yoksa harbiden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozlemek yine doldurdu icimi, buna artik kaybetmisligin verdigi vazgecmislikle bakiyorum, evet ozledim ve cozumu yok. Hayatin kesfi coktan bitti, biliyorum. aci olan, daha hayati kesfederken, hayatin kesfi bittiginde yapacagim diye aldigim kararlari uygulayamiyor olmam, cunku isler planladigim gibi olmadi, ya da hayal ettigim gibi diyelim. hayat da bir sanat iste, bendeniz hayatimin sanatcisi kabiliyet dusmani bir tutunanlar saksakcisi resmin orta yerine sicti, haliyi yine kapkara boyadi, ve yine en bastan baslamaya zamani kalmadi, daha gercegi, her zamanki gibi macasi yemedi. Kuyrugu kicinin arasinda hayati bitirmek ne kadar tatmin edici tartismaya gerek yok. kuyrugun kicimin arasinda olmadigi bir zaman varmiydi diye dusundugumde aklima tek gelen an,bunu anlatamam, unutsam daha iyi galiba, cunku kuyruk kicimin arasinda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da boyle bitecek iste, cirpinmis, kaybetmis, vazgecmis, basitlige secde etmis, yokolmus bitmis.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-4301665995934898033?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/4301665995934898033/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=4301665995934898033' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4301665995934898033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4301665995934898033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/05/yeniden.html' title='yeniden'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-8605857026255079083</id><published>2009-05-06T23:21:00.002+02:00</published><updated>2009-05-06T23:29:35.075+02:00</updated><title type='text'>siradan</title><content type='html'>geri donusu olmayan bir karar vermek gururlu (en azindan kendine aciklayamadigi seyleri yapmayan) ve hayatta hicbirseye 100% inanmayan birisi imkansiz kelimesinin icat edilme sebebidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben herzaman muallakta yasamak istiyorum sanirim bunu seviyorum, gocebe genlerimden gelenbirsey heralde, hic bilememek gelecekte ne olacagini ve bu yuzden hep umut beslemek ve hayatin kotu bile olsa hic etkilenmemek, cunku gelecek bir gun gelecek ne oldugunu bilmiyorum ama guzel olacagina yurekten inaniyorum. simdiye kadar da pek sasirtmadi aslinda, hayatim cok cok fena degil,az fena, eh o da bana yetiyor..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-8605857026255079083?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/8605857026255079083/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=8605857026255079083' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/8605857026255079083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/8605857026255079083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/05/siradan.html' title='siradan'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-647489872197180251</id><published>2009-03-27T19:39:00.004+01:00</published><updated>2009-03-28T19:40:03.424+01:00</updated><title type='text'>Cuma Aksami Evde Oturanlar</title><content type='html'>http://www.lauradawn.net/mp3/Laura_Dawn-I_Would.mp3&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-647489872197180251?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/647489872197180251/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=647489872197180251' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/647489872197180251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/647489872197180251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/03/cuma-aksami-evde-oturanlar.html' title='Cuma Aksami Evde Oturanlar'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-3778693685872983055</id><published>2009-02-12T15:05:00.003+01:00</published><updated>2009-02-12T15:39:12.707+01:00</updated><title type='text'>Moda</title><content type='html'>Kadinlarin yuksek topuklu ayakkabi giymeye baslamalari ekonomik kriz gostergesiymis.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moda kavraminin hastasiyim. Cok hosuma gidiyor bu kadar insanin bir araya gelip bir tarzin estetik olduguna karar verip sonra o tarza uymaya calismalari. Ortak bir caba, insanligi birlestiren bir diger ugras. Sanatin topluma inmesi, kendini ifade etmenin materyal disa vurumu. Ortak bir dil icinde farkliligini ortaya koyma cabasi. Oyle ki farkli tarzlarin bile gunun modasinin bir parcasi olmasi. Farkli olcam diye, ya da estetik buluyorum ve moda beni baglamaz diye 1800lerden kalma korseli, derin yuvarlak dekolteli, kabarik etekli, dantelli bir elbiseyle dolasan biri gordunuz mu hic etrafta?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahip olunan esyanin, sahibinin fikir butunlugne dair bir onerme icermesinin once halka sonra gunluk kullanima dair esyalara inmesiyle kendini bu kavramdan soyutlayarak topluma dahil olmanin bir yolu kalmadi. Delinin biri kuyuya tasi atti. Pek de fena birsey yapmadi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireyin kendini toplumun tek duzeliginden kurtarmaya calistigi, dogudan batiya herkesin bir ornek olmaktan korktugu, 1984lerin, We'lerin yazildigi, cok okundugu, cok konusuldugu bir cagda yasiyoruz. Herkesin bir blogunun (bkz. ben), kitabinin, web sayfasinin oldugu, bir sekilde hali hazirda bilinenden farkli bir sey dusundugumuzu buldugumuzu sandigimiz, sesimizi kitlelere duyurmaya calistigimiz bir cag. Hal boyleyken modayi yadirgamak, esyaya ideoloji yuklemeyi yadirgamak niye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modanin bir diger guzel yani da zamani gelince eski akimlari isitip isitip onumuze koymalari. Gecmisi antikalarda, muzelerde falan degil, sokaklarda, gunluk hayatta anmanin, yaratilan kultur birikiminin sonraki nesillere aktarilmasinin eglenceli bir yolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seviyorum modayi, takipteyim. Modayi takip ederim ama kendime yakisani giyerim felsefesinin siki bir savunucusuyum. Bu lafi sagda solda soyleyenlerin ne kadar onemli bir noktaya parmak bastiklarinin farkinda olduklarini sanmiyorum. Giysi alisverisimin/iphoneumun alternatif ve mukemmel kisiligime golge dusurdugunu dusunup davranislarimi enetellektuel temellere oturtmaya calismiyorum. Vallahi calismiyorum. Modayi takip ettiren low level icgudunun fena birsey olmadigini anlatmaya calisiyorum. Boyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-3778693685872983055?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/3778693685872983055/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=3778693685872983055' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3778693685872983055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3778693685872983055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/02/moda.html' title='Moda'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7249781846014325749</id><published>2009-01-18T16:44:00.002+01:00</published><updated>2009-01-18T16:51:35.299+01:00</updated><title type='text'>şifreler</title><content type='html'>yorgunum..&lt;br /&gt;yapmam gereken şeyler hiç bitmiyor. Hatta ölümcül olmayan şeyleri de çoğunlukla es geçiyorum.. listeler hiç bitmiyor. Bilmem gereken o kadar şey, ve hergün tekrarlamam gereken artık ezberlediğim milyonlarca şey. Kafamda yerleşmiş bildiğimin bile farkında olmadığım yüzlerce şey, ve daha bilmediğim öğrenmem gereken daha cok şey... ne kadar cok şey var.. bu kadar işin arasına da değişiklik sokuşturmaya çalışmak belki de kendi sonumuzu kendimize hazırlattırıyor. Sonuç: yoruluyorum, bedenimi beynimi eskitiyorum ve geçen zamanla eskiyorum ve bedenimi öldürüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutmakla unutmamak arasında, neyi unutmam neyi unutmamam gerektiğini bile düşünürken yoruluyorum. keşke beynimizin de folderları olsa, cırt delete...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7249781846014325749?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7249781846014325749/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7249781846014325749' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7249781846014325749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7249781846014325749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/01/ifreler.html' title='şifreler'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6387294103534275493</id><published>2009-01-08T11:04:00.003+01:00</published><updated>2009-02-12T15:02:18.246+01:00</updated><title type='text'>Bir vs Iki</title><content type='html'>Sanayi devrimi, dunya savaslari derken kadinin ekonomik ozgurlugunu kazanmasi, iki cinse esit haklar, ozgurlukler taninmasi, kadinin yasamin temel gerekliliklerini kendi kendine saglayabilecek guce erismesi ve sonucunda bir erkekle romantik iliskisinden beklentilerinin degismesi. Modern romantik iliskilerin yapisi hizla degisiyor. Dogruya karar vermek icin gecmis orneklere bakmak, anneni dinlemek yetmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ask artik turun devaminin saglanmasi, sonraki neslin devaminin saglanmasi icin evrilmis bir duygu degil. Artik ask arac degil amac. En azindan hayatimizin bir doneminde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Is boyle olunca evlilik kurumunun kurallarinin sorgulanmasi, yenilenmesi gerekiyor. Kari-koca bir tek anne-baba degil. Ayrilirlarsa cocuklari olmeyecek, cocuk annesinden ya da babasindan mahrum kalmayacak. Esleri bir arada tutan sey cocuk olmamali rasyonel duzlemde. Bir arada kalmak istegi olmali. Bu istegin gerekcelerini maddelendirmeyecegim. Her iliskinin kendisine, degerlendirmek bir ucuncu kisiye dusmez pek. Su durumda yasal evlilik anlasmasinin bozulmak istenmesi durumunda gitmek isteyenin onune 5 dakikadan fazla ugrasmasini gerektircek burokrasi konulmasin. Ici coluk cocuk falan diye suclulukla doldurulmasin. Kalanlarin da isteyerek kaldiklarina dair bir suphe kalmasin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6387294103534275493?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6387294103534275493/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6387294103534275493' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6387294103534275493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6387294103534275493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/01/bir-vs-iki.html' title='Bir vs Iki'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5757106285051529426</id><published>2009-01-07T00:29:00.003+01:00</published><updated>2009-01-07T01:31:15.147+01:00</updated><title type='text'>Bir sabah erken</title><content type='html'>Bir adam vardı. Kendi deyimiyle lanet hayatının lanet gunlerinin lanet saatlerinden birindeydi yine. Aylar once aynı anda daldıgı bes kişiden yedigi dayak sonucu cıkan omzu hala agrıyordu. Saat sabahın körü, daha yarım saattir uyuyabilmişti. Genelikle uyuyamıyordu zaten, içerek sızmadıgı gunleri sayabiliyodu artık, belki de artık sayamıyodu cunku son normal uykuya daldıgı gunu hatırlamıyor bile olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odasındaki sayılmayacak kadar gerı donusturulmus plastik siyah bira torbaları, onun en az dort katı bira kutusu ve şişesi, ilafsız nerdeyse her şişenin içinde tükürülüp söndürülmüş sigara izmaritleri, aylardır yıkanmamış yatak çarşafı, çarşaftan daha beter haldeki yastık kılıflarına baktı. "Heryer leş, bari bir tütsü yakayım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondaki şans da eşek şansıydı belki de, kavgada puştun teki arkadan tekme atmasaydı omzu cıkmayacaktı en azından, tek derdi temiz bi dayak yemekti sadece. Birayı da kasayla almayı da bakkaldaki adamlar düşünüp de söylememişti. Zaten ev arkadaşlarına da kıllanıyodu. "Anca para veriyorum ama bir türlü ödenecek şeyler bitmiyo." Belki de ayakta yiyolardı onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır hiç birşey düzgün gitmiyodu zaten. Sınavda iyi bi derece yaparak girdiği liseden yaptığı türlü aymazlıklardan sonra (gençlik işte) müdür yardımcısının nazik bir şekilde bi siktir git şu okuldan demesiyle ayrılmış olması o değerli diplomayı alamamasına sebep olmasına rağmen, üniversitede ülkenin iyi bölümlerinden birine girmesine de azıcık yardımı olmuştu, zaten yegane düzgün giden şey de su genel sınavlardı, bir şekilde oluyordu işte. Üstünden geçen sekiz yıl sonra da artık başka bir bokluk çıkmazsa girdiği bölümü de bitirmek üzereydi. Zaten bu sekiz yıl boyunca da başına gelmedik kalmamıştı. Liseden beri beraber olduğu hatun, ki ilk aşkıydı,ilk seviştiği, ilk aldatma denemesi yaptığı, tek serseri tarafının kendisi olduğunu düsündüğü kızdı. Gerçekten hayatının sonuna kadar beraber takılmayı düşünmeye başladığı sırada, hatun aniden başkasından hoşlandığını soyleyerek yokolmustu. Yıllardır kanserle savaşan annesini onceki yaz kaybetmişti, ne babasıyla ne kardeşiyle de cok bi arası yoktu zaten. Zaten başarısız olarak nitelendirilmeye başladığından beri miletin gerçek yüzü de ortaya cıkmıştı, babası zaten yuzune bakıp adam yerine koymuyodu, annesi bile sabahları guzelce uyandırmayı bırakmıştı. "işte" diyordu, "Sevgileri benim başarımdan ibaretmiş"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada kılanmadan sevdiği, yaptığı tek bir şeyi bile kötüye yormadıgı tek bir insan vardı, dayısı. O da kendisi gibi cok şanssızdı zaten. Yedi senedir beraber olduğu, ve gelenekçi bir aileden gelmiş olduğu için biraz da başına kalmış, takıldıgı hatunları bir kaç kere farketme noktasına geldiği için bir iki intihar intihar girişiminde bulunmuş, aşırı sayılabilecek düzeyde titizlik sapkınlığı bulunan bir karıyla evlenmek zorunda kalmıştı. Evlenmeden once ne guzel kendi kazandığı parasıyla içkisini müziğini alıp evin kirasını da ordan burdan buluşturup ödeyerek ölmeden gül gibi yaşıyordu işte. Şimdi kazandıgı iki kuruş parayı da ev ekonomisi adı altında düzenlenmiş bir dolap yüzünden gönlünce harcayamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karıların hepsi orospu zaten" diye düşündü. Kendisi de karı olsa zaten orospu olurdu. Gitti, bi tane salon diye adlandırdıgı ortasında koca bir kum torbası sallanan odaya, bi tane de kendi yatak odasına yaktı tütsüyü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefon caldı. Telefonu alırken de kazıklamışlardı onu zaten, tuşları çok sikikti. Actı. Karşıdan duydugu sesin sahibi uzun suredir canını sıkıyordu. "Nerdesin şimdi sen? Taksi bulsana bi tane.."&lt;br /&gt;kapattı, yine içi sıkıldı, "Uyumam lazım benim ya..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5757106285051529426?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5757106285051529426/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5757106285051529426' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5757106285051529426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5757106285051529426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2009/01/bir-sabah-erken.html' title='Bir sabah erken'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-743158608820225745</id><published>2008-12-21T23:43:00.002+01:00</published><updated>2008-12-21T23:45:48.089+01:00</updated><title type='text'>bir eser bir artiz kosesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SU7G33p4-hI/AAAAAAAAAB0/gzlVrMn35Vc/s1600-h/waterhouse_a_mermaid.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 222px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SU7G33p4-hI/AAAAAAAAAB0/gzlVrMn35Vc/s320/waterhouse_a_mermaid.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5282378076086925842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;John William Waterhouse A Mermaid, 1901&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-743158608820225745?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/743158608820225745/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=743158608820225745' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/743158608820225745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/743158608820225745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/12/bir-eser-bir-artiz-kosesi.html' title='bir eser bir artiz kosesi'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SU7G33p4-hI/AAAAAAAAAB0/gzlVrMn35Vc/s72-c/waterhouse_a_mermaid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6983539275066192937</id><published>2008-12-10T23:52:00.002+01:00</published><updated>2008-12-11T00:22:00.535+01:00</updated><title type='text'>kelebekler</title><content type='html'>ıkı tane domates varmıs. bunlar ucsuz bucaksız bır tarlanın en cok gunes alan yerinde, topraga deyıp curumeyecek kadar yuksekte ama gunesı acı acı yemeyecek kadar da yaprakların altındalarmıs. Aynı guzel bir havada kocaman bır plajda hasır bır semsiyenın altında yayılmak gıbı. hem azıcık ruzgar esınce serınlerler hem de yaprakların arasından gelen kucuk kucuk gunes ısınlarının sıcaklıgının tadına varırlarmıs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gunler gelip gecerken bunlar bırbırlerıne baka baka kızarmıs, hayal gucu yuksek bir insan baksa aralarında ayna var zannedecek kadar bırbırlerıne benzemısler. Ruzgar estıgınde aynı sekılde sallanırlar, gunesın ısıgı uzerlerınde aynı noktada parıldarmıs.  yagmur yagınca, aynı sayıda damla uzerlerınde takılır, aynı ahenkle asagıya suzulurmus.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama farklılarmıs tabı kı bır yandan da, sonucta ıkı ayrı domatesler, ikisi de yagmuru cok severmıs ama bırı daha cok.. cunku yapragını cukurunda su bırıkınce kelebekler uzerıne konup su ıcerlermıs. digerı de bu kelebeklerı cok kıskanırmıs, cunku hep nedense kelebeklerın otekıne daha sefkatlı davrandıgını dusunurmus. aslında kelebekler gelıp ona da konup onun kucuk su bırıkıntısınden su ıcerlermıs, ama bu bızım domatesin canı acırmıs kelebeklerın ayaklarından. &lt;br /&gt;ama hıc laf etmezmıs, cunku eger kelebeklerı sevmedıgını soylerse, kelebeklerı cok seven yasam dostuna buyuk bır hayal kırıklıgı yasatacagından korkarmıs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir gun sabah serınlıgınde yagan yagmurdan sonra gunes yuzunu gogun tepesınde tekrar gostermeye baslayınca, ortalık yıne kelebeklere bogulmus. bır kelebek ıkı kelebek uc kelebek... ya ne sonu gelmez bırsey.. bı anda cat dıye yere dusmus yagmur asıgı domates..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;catlayan kabugundan kan kırmızısı suyu akarken, huzurla donup mırıldanmıs:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'ya harbiden sevdin mi su korolasıca kelebekleri?'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6983539275066192937?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6983539275066192937/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6983539275066192937' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6983539275066192937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6983539275066192937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/12/kelebekler.html' title='kelebekler'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-2217049750240784212</id><published>2008-12-08T00:06:00.002+01:00</published><updated>2008-12-08T00:24:46.541+01:00</updated><title type='text'>zero</title><content type='html'>insanin uzulmeye de ihtiyaci var sanirim, hersey cok guzelken anlamsiz yere depresiyorsaniz ben ce uzun suredir basiniza bi bok gelmiyo harika bir hayatiniz var o yuzden.. kasiniyorsunuz.. kendinize gelin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu tip zamanlarda olmadik insanlara olmadik yere catiyorsunuz, sizi ozluyorum diyen eski sevgilinize (ki onu siz birakip gittiniz..) sen beni sevmiyosun bu yuzden benden ozur dileyene kadar senlen konusmicam anlamina gelen gerizekali bir mail yaziyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;guzel havada dolasip sonra guzel bir kafenin verandasinda sobanin altinda sicak cikolata icerken, ordan tesadufen gecen baska arkadaslarinizin sizi gormesi uzerine masanizin kalabaliklasmasi, ne guzel bir muhabbet, o sira zaten bira seansina coktan gecilmis, daha saat 8:30 ve cakirkeyifsiniz ne guzel, sinamaya mi gitsek diyorsunuz, sonra cok neseli bir filme gidip, koskocaman patlamis misir kovasi kucaginizda gulup egleniyorsunuz, sonra bisikletlerle evinize geri donuyorsunuz, mutlu mutlu pijamalarinizi giyip  bir komedi dizisi acmak ya da yataga yatip kitap okumaya baslamak yerine, virim virim kendi beyninizi yiyorsunuz, moralim bozuk moralim bozuk, hey be yeter bu insanoglundan cektigim, nedir, daha ne istiyosun be kadin?  bu  menstruasyon donguleri insanin moralini bu kadar etkilememeli canim, her ayinin yarisi  pur nese yarisi yeraltindan notlar gibi gecmesin ya..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-2217049750240784212?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/2217049750240784212/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=2217049750240784212' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2217049750240784212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2217049750240784212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/12/zero.html' title='zero'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-1248391653889379129</id><published>2008-11-28T23:59:00.001+01:00</published><updated>2008-11-29T00:02:03.596+01:00</updated><title type='text'>ek</title><content type='html'>hayatla hikayenin arasindaki bir ikinci fark da su foreshadow olayinin goze sokulmasi, keske soksalar hayatta da, mesela renklerle.. hani soguk sicak diye bi oyun vardi ya saklanan seye yaklastikca sicak sicak deniyodu...  Mesela hayatinin gidisati icin onemli olan anlari kirmizimtrak onemsiz olanlari mavimtrak gorsek.. mesela hayatinin adami ile karsilastiginda ortalik kana bulansa filan. ya da bi karar verecekken ortalik maviyse amaan koy gotune diyebilsek.  Ne kadar hos olurdu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-1248391653889379129?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/1248391653889379129/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=1248391653889379129' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1248391653889379129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1248391653889379129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/ek.html' title='ek'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-4079776057097567137</id><published>2008-11-27T19:00:00.004+01:00</published><updated>2008-11-27T20:08:29.369+01:00</updated><title type='text'>Hikaye</title><content type='html'>Bir hikaye anlatirken gelecekte olusacak duygu/olgu ortamini seyirciye hissettirmenin yollarindan biri foreshadowing. Gerginlik gerekiyosa mesela, bastan ufak ufak cevresel olaylarla adami germek lazim. Mutluluk gelcekse bir yerden, beklentisini onceden satmaya baslamak lazim. Simdiyle gelecek arasinda kopruleri seyircinin kafasinda kurmak lazim. Boylece hem hikaye daha inandirici olacaktir, hem seyirci hikaye boyunca kafasini calistirmak durumnda kaldigi icin duygunun icine daha iyi girecektir. Sinema dilinde kullanimina goz cikartan ornek (hem de azicik nostalji olsun. hikayeye takilmayalim lutfen, konu foreshadowing): http://www.youtube.com/watch?v=apGAqhEpzUE  (daha cok nostalji icin: http://www.youtube.com/watch?v=4KE3jIc0Bu0)&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Hikaye kendi hayatinizsa, simdiki sizin kafasinda gecmis zamanlar donuyosa, hikayede buldugunuz pointerlara foreshadowing denebilir mi peki? Belki flashback, ya da daha cok guzel sebebe baglamaca mi? Keza hayatla hikaye arasindaki fark birinin sonunun yazar tarafindan coktan biliniyor olmasidir. Sonucu bildikten sonra sebepleri oturtmaya calisirken dikkat etmek gerekir zira insanin kendini kandirmasi kolaydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de hayat bir sanatsa, guzel bir hikaye olarak ucuncu kisilere ulastirilacaksa, ben o pointerlari o hikayenin icine foreshadowing diye koyarim ablam. Nesillerdir kendini tekrar eden olaylar eklerim, paralel hayatlar eklerim, onceden yazilmis hikayelere referanslar atarim. Bal rengi gozleri olan roman kahramani, merakindan yaramaz, kucuk, guzel Ayse'den baslarim, varligi Ayse'yi andiran Gozde'yi anlatirim, Gozde'nin onemini farkedemeden buldugu kavramlari alirim, Ruhlar Evi'nin agzimda biraktigi tattan Memnune'nin kararliligini, Ali Turan'in maceralarini, Sukru'yle Nilufer'in mutsuz hayatlarini, Reha'yla Kasif'in haytaliklarini anlatirim, alir kendime baglarim. Hikayem foreshadowingden, simgeden gecilmez olur. Bu kadar seviyorum ben bu kavrami. Uclari birnirine baglanan ipler yumagi olur hikayem. Tutarli olur, bulmacali olur, bol karakterli olur, Sedefleri, Levendleri, yagmurlari, kokulari, renkleri, helvasi, irmigi, tahini olur. Ayni foreshadowingden cikar, yanlis yola sapar, doner dolasir, su yolunu bulur der. Iyi anlatabilirsem, bence eglenceli olur. Edebiyat dersinde parcalayip her kelimesine anlam yuklemeye kalkarlarsa, cabalari asilsiz olmamis olur. Olur ya, hikaye katlanarak buyuyebilir. Butunune hakim olmak zor olur ama sonunda kafamda donen sey beni gulumsetir, benden geriye kalan sey olur. Hikayeler guzeldir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-4079776057097567137?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/4079776057097567137/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=4079776057097567137' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4079776057097567137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4079776057097567137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/hikaye_27.html' title='Hikaye'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5688952378515184883</id><published>2008-11-27T00:14:00.005+01:00</published><updated>2008-11-29T00:06:00.703+01:00</updated><title type='text'>bir eser bir artiz kosesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SS3YlSN1xHI/AAAAAAAAABs/dPHnU6JpCsQ/s1600-h/ceciliagallerani.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 235px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SS3YlSN1xHI/AAAAAAAAABs/dPHnU6JpCsQ/s320/ceciliagallerani.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5273108873777366130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu tablo leonardo da vinci nin bi ara yaptigi bir teyzem. ayrintisini arastirmadim cok ozur.  asil vurgulamak istedigim nokta bu bayanin zamanina gore bayagi bi  marjinal olmasi kucagindaki hayvanin ne oldugunu bilebilmiyorum samura benziyo.  alindaki ipler filan, ben cok begendim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;duzeltme:&lt;/span&gt; hayvan kakimmis, o donemlerde evcil kakimlar aristokrasi gostergesi imisler.. (late 1400)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;duzeltme 2:&lt;/span&gt; kakimla samur arasinda ne tip bir fark  oldugunu anlamadim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;duzeltme 3&lt;/span&gt;: yahu iste tablo hakkinda okuyunca tablonun tum bende yarattigi o unik his kayboldu. kari bildigin donemin en tiki hatunuymus, ne modaysa onunla takiliyomus amaan gercekleri bilmek istemiyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5688952378515184883?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5688952378515184883/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5688952378515184883' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5688952378515184883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5688952378515184883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/bir-eser-bir-artiz-kosesi.html' title='bir eser bir artiz kosesi'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SS3YlSN1xHI/AAAAAAAAABs/dPHnU6JpCsQ/s72-c/ceciliagallerani.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-3330043716475945409</id><published>2008-11-26T14:04:00.002+01:00</published><updated>2008-11-26T14:38:40.605+01:00</updated><title type='text'>Next</title><content type='html'>Masteri bitirmek icin yapmam gerekenler:&lt;div&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;Staj raporu: en kolayi&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Paper: en onemlisi, 5 ocak teslim&lt;/li&gt;&lt;li&gt;MPC&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Capita&lt;/li&gt;&lt;li&gt;AMC&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Colloquium: en son yapilcak sey&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;26 Kasimdayiz. staj raporunu cumaya kadar halletmek ilk amacim olsun, kafamdan bi is silinsin, devamini dusunurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-3330043716475945409?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/3330043716475945409/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=3330043716475945409' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3330043716475945409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3330043716475945409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/next.html' title='Next'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6635998692586799963</id><published>2008-11-23T22:11:00.003+01:00</published><updated>2008-11-23T22:26:54.328+01:00</updated><title type='text'>deniz</title><content type='html'>Denize aşık olmak ne demek bilir misiniz? Hele bir de yıllardır denize uzak yerlerde yasıyorsanız. bıraz tembellık ettım bılıyorum. Daha cok zaman ayırmalıydım denıze. ıcımdekı ozlemi unutmaya calısarak degil de daha cok kaynaşarak gidermeliydim. O sadıktı, orada bekliyordu işte.  Hic değişmedi.  Ama ben de değişmeyeceğim, unutmayacağım denizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk fırsatta bir kayık alacağım. sonra acılacağım açılacağim, gunlerce sallantısına kendimi bırakıp tuzlu uykulara dalacağim. sonra kalkacağım yuzum gunesten tuzdan gerilmiş kurumuş, gözlerim işiktan kamaşmiş, yeşil ve kırmızıların içinde uyuşmuş kollarımla asılacağım yine küreklere, bir koy bulup kıyının en taslık yerınden cekecegım kayıgı kıyıya, sonra atacağım kendimi suyun serinliğine, tuzun güneşin fırçaladiği suratım suyu gorünce bi neşelenecek. sonra tırmanılacak yuksek bi kayalık bulup atlayacagım en yuksekten olabılecek en yuksek tas parcasından. su ne kadar sert, su ne kadar yumusak.. Ne kadar da cok oldu diyeceğim, ne kadar uzun zaman oldu. keske hiç bitmese.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6635998692586799963?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6635998692586799963/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6635998692586799963' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6635998692586799963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6635998692586799963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/denize-ak-olmak-ne-demek-bilir-misiniz.html' title='deniz'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6714864251239250958</id><published>2008-11-22T17:38:00.003+01:00</published><updated>2008-11-23T22:29:11.933+01:00</updated><title type='text'>konusamıyorum</title><content type='html'>Keske tum kafandan gecen seylerı dırek yazı ya da ses ya da resim ya da müziğe aynen çevirebilecek bir makine olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durum cok kotu. ana dilinin inceliklerini yavas yavas unuturken, zaten az bildigin ya da hic bilmedigin dier dilleri gelisitrmeye calisiyosun. hepsinden az az. temel ihtiyaclarini anlatacak kadar asgari duzeyde paylasabilecek kadar. bu da bana cok sikinti veriyor. Turkceyi unutuyorum ve aslinda kafamdan gecen seyleri en kayipsiz anlatabilecegim dil Turkce, ya da bana en kolay gelen ve her zaman en kolay gelecek olan, ama kullanamiyorum. az bildigim ingilizceyle o da sadece bilimsel ve sokak iletisimi kisimlarindan gelistirme sansim olarak derdimi anlatmaya calisiyorum.. ingilizce edebiyat gelistirebilmek mi? delice.. bunun disinda dili tamamen farli bir ulkede yasayip sokak isaretlerini gelen resmi mektuplari gazeteyi anlayabilmek icin bi de bu dili ogrenmeye ugrasmak. Hangisiyle hangi ara  ilgileneceksin? Bi de hayıflandıgın sey de kafamda gecen herseyı eksıksız anlatmaya calısmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmkansız gorunuyor, he?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6714864251239250958?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6714864251239250958/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6714864251239250958' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6714864251239250958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6714864251239250958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/keske-tum-kafandan-gecen-seyler-drek.html' title='konusamıyorum'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-1680515081691597539</id><published>2008-11-21T20:28:00.002+01:00</published><updated>2008-11-21T20:43:02.640+01:00</updated><title type='text'>içeriye hoşgeldiniz!</title><content type='html'>Dunyanın en zor işi belki de seni ısıtan ateşin içine girmek.  Ve yanmamayı başarabilmek..  ve acı çekmemek.. içeride olup hala dışarıdaymış gibi düşünebilmek, belki dusunmek kolay ama hıssedebilmek ve bunu anlatabilmek, işte bu zor.. Yanıp yokolmamak bile olasılıksız belki de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sevda&lt;br /&gt;Bu güzellik&lt;br /&gt;Sen hep böyle&lt;br /&gt;Olacak mısın&lt;br /&gt;Ben hep böyle&lt;br /&gt;Kalacak mıyım&lt;br /&gt;Yoksa birden&lt;br /&gt;Aniden&lt;br /&gt;Düşecek miyiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir fotoğraf&lt;br /&gt;Siyah beyaz&lt;br /&gt;Bir istanbul hatırası&lt;br /&gt;Birleşerek&lt;br /&gt;Çoğalarak&lt;br /&gt;Gökte bir ay&lt;br /&gt;Bir de yıldız&lt;br /&gt;Yıldızımız parıldayıp&lt;br /&gt;Coşacak mıyız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyalandık belki biz&lt;br /&gt;Bu alemde&lt;br /&gt;Sanki hepsi bir rüya&lt;br /&gt;Bir eğlence&lt;br /&gt;Doyumsuz muyduk biz&lt;br /&gt;Ki sorular sorduk&lt;br /&gt;Bulutsuzluk aşkımızdı&lt;br /&gt;Hep hayaller kurduk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dısardayken ne guzeldi, insanın hafızası sadece adrenaline bağlı olmamalı, hatırlayacak başka mekanizmalar gelistirmek lazım, Şarkılar ve kokular işe yarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fairytales of yesterday will grow but never die..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kere girip cıkmak lazım belki de, anlam hiç yitmiyo bu kesin.. Şarap gibi yıllandıkça güzelleşiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar hoşgeldiniz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-1680515081691597539?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/1680515081691597539/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=1680515081691597539' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1680515081691597539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1680515081691597539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/ieriye-hogeldiniz.html' title='içeriye hoşgeldiniz!'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-1806953564987415262</id><published>2008-11-20T04:13:00.002+01:00</published><updated>2008-11-20T04:43:08.414+01:00</updated><title type='text'>Kafamin ici</title><content type='html'>Paranoya nerden sonra klinik? Dusundugunde mi, dusundugune inandiginda mi, inandigin seye gore haraket ettiginde mi, haraketlerin hayatina ve etrafina zarar vermeye basladiginda mi?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sabah uyandim, artik bana garip gelmeyen bir sekilde kafamdaki hikaye oynamaya basladi. Yalniz cok da iyi tanidigim, yillarca birlikte calistigim bir arkadasimin ismini unutunca third person sees all anlatici olarak, birden film koptu. Sonunda n'apiyorum dedim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nelere inanmadigimi ve kendimi nelere inandirabildigimi anlatsam, kesin deli dersiniz. Ya da deliligi oturtamadiginizdan, agzimdan cikanlara inanmazsiniz. Ben alistim kaygan bir zeminde yasamaya. Zeminlerin hepsi icin varsayimlar yapip, hangisi zemin tutuyo gibi gorunuyosa oraya atlamaya. Gozde'nin konuyla ilgili yorumu, sen hicbir seye sasirmiyosun. Yani.. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Fakir edebiyati yapmiyorum. Moda diye kendime psikolojik hastalik yazmiyorum. Hasta falan degilim, yazmak isi biraz uclara tasimak. Yalniz yalan da soylemiyorum, bu isin bir handikapi var. Cok yoruluyorum, akilli bir algoritmayla elenebilecek olasiliklar ustune dusunmem gerekiyor. Kac kere beynimde donuyor anlatamam x kisisinin bastan sona uydurma bir karakteri y zamanlardir oynuyor olabilecegi olasiligi. Ya da diger ucta x kisisinin y zamanlardir butun ictenligiyle davranmis olma olasiligi. Iki uc olasiligin arasindaki continuumda her noktaya karsilik gelen weight fonksiyonun degeri kadar inaniyorum ilgili olasiliga.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zor ablam, kafamin icinde olmak zor. Orneklerim say say bitmez.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-1806953564987415262?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/1806953564987415262/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=1806953564987415262' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1806953564987415262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1806953564987415262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/kafamin-ici.html' title='Kafamin ici'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6540989251719276869</id><published>2008-11-19T12:47:00.001+01:00</published><updated>2008-11-19T12:48:54.514+01:00</updated><title type='text'>Simdi</title><content type='html'>Senin icin cok acik degil mi? Adami omuzlarindan tutup sarsip, otistik cocuga balik isteyip istemedigini sorar gibi, yuzunu yuzune cevirip, anliyor musun diye sormak istiyorsun. Anlamiyor iste. Kafandan gecenler senin gozunden adamin beynine akmiyor. Sen bile anlamiyorsun ki. Seviyorum dedigin detaylari bildin de mi sevdin sanki? Once sevmeye karar verdin, sonra ogrendin. Ogrendigin sey ustune dusundun, kurdun, detaylara hayran ettin kendini, butune asik oldun. Simdi hayiflaniyorsun, nerden bulurum ben bir daha o detaylari diye, biliyorum, ben de yaptim. Bir de ucundan kacirmislik duygusu adami cileden cikaran. Anlasaydi, ne buldugunu farketseydi, biraz daha caba gosterebilseydi, degisebilseydi de kacirmasaydik. Kim yakaladi ki boyle bir seyi biz savura savura harcadik diyosun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksiz da degilsin hani. Kim yakaladi ki? Siz de yakalayamadiniz, biz de. Ucundan kacan bir sey yok arkadasim. Arada daglar, vadiler, ovalar var. Somut hicbir sey yoktu demiyorum. Belki gercekten cok akilliydi. Dusunce sisteminizin, begenilerinizin bir kismi cuk oturmustu belki hakkaten. Bir de ustune yakisikliydi. Yan yana gelince ne de cok yakisiyordunuz birbirinize. Ama sapkani onune koy, dusun. Ortada yillarca kendini yetistirmis iki kisi. Kim nasil degissin pat diye, hele ki ikna olmuyorsan? Ustunu kazisan, eskiyi yaksan, degistigine inandirsan, baskiyi ceker cekmez kendini yillar oncesinde buluvermiyor musun? Epsilon kadar degisen sevmedigin ozellik de sana kalmis, kisiliksiz bir karisim olusturmus gibi gelmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben iyilesmisim gecen zamanda. Yanimiza kar kalmasi gereken ders ne diye dusunuyorum bir iki gundur. Ne zaman ve nasil kendime geldim ben? Genneperparkta bir aksam, bir sabah yuruyusu. Sehrin gobeginde, gozlerden sakli, yagmurdan islanmis dar yollarin kenarinda ciftlikler, otlaklar. Aksam karanliginda koklasip duran inekler. Virginia Woolf mu, inek teorisi mi, iki kisilik ask mi? Soguk ve cok erken bir sabah, piril piril gunesin altinda, irmagin ustunde asili kalmis bulut. Insanlar kanolarini suya indirebilsin diye kucuk bir iskele. Caz fesitvalinde ben gokyuzunun renginden kafayi yiyecek gibi oldum diye deli muamelesi yaptiginizin hatirasi. Kendi kendine kaldiginda, etrafinda varolan insanlardan degil, gercekten senin beklentilerinden sekillenen birinin hayali. Benim icin yer, goktu, senin icin muziktir belki, bilmiyorum. Farkettim ki bulman gereken sey bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuna care degil. Ama bile bile, gercegi hissedebilecekken, bilinmeyenden korkmak sacma. Istedigin hersey olmayabilir, kac yasindasin, bu fikre coktan alismis olman gerekir. Sicak kanlisin, sevecensin, arkadaslarin, genis bir ailen var. Yalniz degilsin hayatta. Cocuk da cocuk diyorsan da, Jodie yapmis ya, ornegin hazir. En akillisindan, en yakisiklisindan bir tane daha buluruz n'olcak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onemli olan ne kadar sevdigin degil, yine seversin, kendini eksik birini sevmeye ikna edebildigin zaman. Ne kadar mukemmel bir uyum yakaladiginiz da degil. Bir yakalamadiginiz icin, iki yakaladiginiz seyi karsindaki adam anlamadigi icin, uc gercekten yakalanan bir uyum varsa boyle bir seyin ayrimina varmak insani cogaltmak yerine tukettigi, ezdigi icin. Onemli olan, kendinle ilgili farketmen gereken, bir daha kolay kolay sevecek birini bulamayacak gibi hissetmenin sebebi. Kendine, sevmek icin harcadigin emek icin secici olacak kadar cok deger veriyosun demek ki. Yurudugun yolda sana benzer degeri verecek biriyle karsilasmayi ummak da hayatinin heyecani olsun ne diyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem anlatabildim mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6540989251719276869?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6540989251719276869/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6540989251719276869' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6540989251719276869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6540989251719276869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/simdi.html' title='Simdi'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-459065113545236424</id><published>2008-11-17T20:54:00.002+01:00</published><updated>2008-11-17T21:36:32.921+01:00</updated><title type='text'>zarar ve özlem üzerine</title><content type='html'>Beynim artık neyin ne olduğu konusunda bana yardım etmeyi bıraktı. Diyorum ya hep cocuklugumda içimden nasıl geliyosa oyle davranıyordum. Aslında üzerine bir taş bile eklemedim. şimdi de tutunanları oynuyorum, sadece işe gidiyor geliyorum, araştırma konumun dünya için cok önemli bişi olduğu konusunda kendimi hic sorgulamadan kandırıp uğraşıyorum, içeride sürekli bağıran biri var saçmalık saçmalık diye, ama onu dinleyebilecek kadar güçlü değilim. Sadece ölmeyi bekliyorum, arada ilginç birşeyler olursa da fena olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçsiz davranırken -aslında 100% iyi niyetliyken- birilerine zarar veriyorsanız bundan kendiniz mi suçlu olurdunuz? Zarar verme ihtimalinin farkındasınız ama zarar verip vermediğinizden emin değilsiniz.. Aslında bu olay karşıdaki insana da bağlı.  O  sizin iyi niyetinizin  ne kadar farkında ve kendisi ne kadar iyi niyetli?  Sizin bilinçsiz yaptığınızın farkındaysa o zaman zarar görme ihtimali ortadan kalkmış olur mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hiç zarar verdiğime inanmadım, cunku davullarla gelirim ben hep. Bak sen bunları yapıyorsun ben sana zarar vereceğim, sonunda bu olacak derim. önlem alıyosa ne ala, almıyorsa benim yapabileceğim birşey yok. Çok uğraşırım zarar vermemek için, git yoksa seni öldüreceğim. Gidiyosa ne güzel, gitmiyorsa onun bileceği iş.. Gitmediğini görerek öldüremeyecek hale gelinebilir mi? Bu durum birkaç kere başıma geldi.. Mahvoldum, paramparça oldum.. Aslında aynı durum ortalığın yavşaklaşmasına da sebep olabiliyo ama gidip gelmelerden daha fazla olmadığı kesin, tabi gidip gelmelerin ortamı tazeleme gibi bir özelliği var oturup tartişiyosun soğuk soğuk.. Ama gitmeyince sadece yok sayıyosun hiç yaşanmadı gibi bu da bir sonraki öldürme seansının olmasını kolaylastırıyo, bu da yavşaklaşmaya sebep oluyo. Zarar vermek zarar gormek artık bayıklaşıyo, hiç birşey hissedemez hale geliyosun, arsızlaşıyorsun.. Yani su başta dediğim gitmemesi ve senin bu garip bağlılık hissinden dolayı bi anda sefkatle dolma durumun bir zamandan sonra anlamını yitiriyor, gitmemek yüzsüzlük oluyo. Gerçekte hangisi olduğunu hiçbir zaman bilemeyeceğim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanı hala seviyo hala özlüyor ve hala kendini ona alışık hissediyosan,  yanında olmak istememe sebepleri ne olabilir? Onun seni sevmemesi olabilir. Beraber yapamıyor oldugunuzu dusunmen olabilir. Onun hayatı boyunca seninle beraber kalacağına guvenmiyor olabilirsin. Aslında birincisi üçüncüsüyle neredeyse aynı. Ya da bir dördüncü şık, onun senin onu sevdiğini düşünmüyor olması. Bu dördüncü şık üzerinde takılırsak, ona onu sevdiğini ispatlamaya calışmaz mısın? Ya da bu konuda da tamamen desperate bi durum varsa, ki ben olacağını zannetmiyorum, yani bir insana onu sevdiğini nasıl anlatamazsın?  Alırsın karşına baba baba laflar edersin, anlar. Baba laflar edecek götü olmayanlar bence hiç sevmeye falan kalkışmasın.  Sinirlendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İliskide eşitlik sendromu.  Sen ole yaptın benim de böle yapmam lazım.. Hay sanki adam senden bir adım onde olmak için ole yaptı. Ya uff anlatmıcam ya parmaklarımı oynatmaya degmez.. Anladın sen onu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-459065113545236424?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/459065113545236424/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=459065113545236424' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/459065113545236424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/459065113545236424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/zarar-ve-zlem-zerine.html' title='zarar ve özlem üzerine'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-888873577082019914</id><published>2008-11-17T15:53:00.002+01:00</published><updated>2008-11-17T16:00:02.481+01:00</updated><title type='text'>Yeniden</title><content type='html'>Bir gun, gerci daha ne kadar zaman gecti ki boyle ozledin diyeceksiniz, Yasemin Talu'nun sabah ilk iki saat dersine girip tiklim tikis uclu amfide, ordan cikip havuza gidip, havuzdan cikip carsiya manti yemeye gitsem. Saka maka 6 yil onceydi universite 1. sinif. Bahar senlikleri gelse de 4 kisi bir takim kurup saga sola kostursak abuk sabuk kostumlerle. Bir de bir sise sarapla, Cuma aksamlari oluyodu galiba, stadyumda deli danalar gibi ziplasak eski 45likler partisinde. Gozde gelir bence. Treasure hunta iki kisi???&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-888873577082019914?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/888873577082019914/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=888873577082019914' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/888873577082019914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/888873577082019914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/yeniden.html' title='Yeniden'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-3250000190840169639</id><published>2008-11-13T17:07:00.004+01:00</published><updated>2008-11-13T19:12:54.317+01:00</updated><title type='text'>Yok artik</title><content type='html'>Biliyorum ki olayi dramatiklestiren benim. Somut sikayet edilecek hicbir sey yok, ya da olumcul bir sey yok diyelim. Ama canim sikayet etmek istiyor, yiyene. Sikayet halinin sebepleri incelenebilir. Hatta kendimi isin icine katmadan inceleyeyim. Hos sebepleri bulmam sorunu cozebilecegim anlamina gelmiyor ama, en azindan durumdan bir ders ciksin.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Insanlarin abuk sabuk davranislarinin ardinda genelde bir ilgi cekme istegi yatar. Mutlaka bir dert vardir ortada, bosu bosuna kimse bu ic sikici moda girmez ama dis dunyaya yansitilan bir sey varsa bir tepki beklentisi vardir. Aklima gelmisken, kendi kendinizeyken mesela sesli guler misiniz? Davranisin etki alanina gore ilgi ya spesifik bir kisiden/gruptan beklenmektedir ya kimden beklenmesi gerektigi bile bilinmedigi icin ortaya karisik bir sacmaliktir. Bir de tabii insan sacmalama moduna girince, on/off kabiliyetine gore degisebilir bu moddan payini alanlarin sayisi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Cevresi olarak bu insanlara nasil davranilmalidir o halde? Bu tamamen sizin insiyatifinize kalmis. Ilginin kimden ve neden beklendigini cozebiliyorsaniz, sorulmasi, anlatilmasi gereken birseyler varsa, bir cozum onerebileceginizi dusunuyorsaniz oltayi yutun. Oyuna gelin, karsinizdaki insani konusturun. Cozumunuz yoksa, ugrasmak size gore degilse, sebepleri gorebiliyor ama yuzlesmek istemiyorsaniz ciddiye almayin ve araya mesafe koyun. En azindan bir kova tavirla yipranmamis olursunuz. Sacmaliga sacmalikla gidip inatlasmayin. Deliyle deli, cocukla cocuk olmayin.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sacmalayan insana geri donelim simdi. Cevresindekilerden daha zor cunku sacmalayan insanin isi. Cok zamanlar once biri dert yanmisti bana, sen kendini insanlara iyi gosterdigin icin insanlar seni iyi saniyor, ben iyi gostermedigim icin benim iyi oldugumu anlamiyolar diye. Iyinin icini siz doldurun. Dert yanmak da denemez buna ya neyse, konu bu degil. Tespit cok yanlis degil. Insanlarin algiladigi ne oldugunuzla kendinizi ne gosterdiginiz arasi bir sey. Kendinizle ilgili iyi/kotu iddialarinizi insanlar onunde sonunda yutacaktir. Sacmalama modundaki insan kendini kotu satmaya baslar etrafa. Bu iki sonuc dogurabilir. Kendini seven ve aslinda kotu olmadigina inanan cevresi sacmalayana ellerinden geldigince yardim etmeye calisabilir. Bu durumda sacmalama modu amacina ulasmis olur. Ya da sacmaliktan sikilan ve kisinin hakkaten iddia ettigi sey olduguna inanmaya baslayan cevresi kisiye posta koyabilir. Yol burda da ikiye ayrilir. Sacmalayan kisi yedigi bokun bir ise yaramadigini anlayip normal haline donup insanlari geri kazanabilir. Ya da yalniz birakildigina ofkelenip yoluna devam edebilir. Sacmalamakla nazi karistirmadan, sacmalayan insanin sirf bunu farketti diye sacmalamayi kesemeyecegini de not etmek gerekir. Artik karsilikli etkilesimde ne kadar ortak akil urettiyseniz, o aklin izin verdigince karsilikli fedakarligin ne kadarinin kimden gelmesi gerektigiyle ilgili bir denge kurcaksiniz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu konuyu tartismaya acmak defaultta kapali olan alt yazi modunu acmak oluyor (bir diger ornegi icin bknz Coupling, Captain Subtext). Bu modun acilmasinin yararlari ve zararlari ayrica tartisilabilir. Malum hic olmamasi anlayissizliktir, cok olmasi ise samimiyet katilidir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Isin intelligible tarafini boylece bitirip, sikayetlerime geliyorum. Masterim bitmiyor! Bilgi eksiklerim var, nerden tamamlayacagimi bilmiyorum! Yaninda olmak istedigim insanlarin yaninda degilim! Evimize 3. adam bulamiyoruz, kira aci aci koyacak! Doktora icin seccekmisim gibi gorunen konuyu secmekle ilgili endiselerim var! Bilgisayarim acilirken spnsrvnt.exe error vermeye basladi! Ses sistemini kuramiyorum, kablolari cok kisa! Ses sistemini calistiramiyorum, Trust! Mp3 calarim bozuk, sabah yolum 40dk, beni evden hangi guc cikarabilir ki! Staj raporumu yapmadigim icin yeni mp3 alamiyorum! Bisikletimin on catali yamuk, on freni kullanim disi, arka freninin fren pabucu bitti! Biri beni durdursun yani, ozetlemek gerekirse.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hepinize mutlu gunler efenim..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-3250000190840169639?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/3250000190840169639/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=3250000190840169639' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3250000190840169639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3250000190840169639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/yok-artik.html' title='Yok artik'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-2667433741821283898</id><published>2008-11-12T05:03:00.003+01:00</published><updated>2009-02-12T14:51:36.816+01:00</updated><title type='text'>Facebook'ta ask var</title><content type='html'>&lt;div&gt;Hayatlarimiz ne kadar manasizlasti ki facebookta fotograflara yazilan yorumlarda kendimize heyecan aramaya basladik. Mutevazi olmaya da gerek yok, ben uye muye degilim facebooka. 3. cogulda olup biten olaylar. Nasil yillar once yollarinizin alelade kesistigi insanlardan medet ummaya basladiniz hayatiniza anlam kazandirmak icin? Isin kotu kismi hakli cikmiyor degilsiniz. Donmek kolay oluyor, yeni insan tanimaya nazaran. Hatiralardan yapilan gondermeler insanin icine dokunuyor. Ben senden hoslanmistim sozunu duymak simdiki zamandaki guvene ekliyor. Kimsenin kimseye dokunamayacagi belli ya artik, danisikli atin durun birbirinizi ne kadar sevdiginizi. Halbuki biriniz nisanlanmis, biriniz Hollanda'da, biriniz orda, biriniz burda. Arada sirada gecmisten birini internette arayip ne kadar benzer yerlere geldigimizi gorunce benim de aklimdan gecmiyor desem yeniden bir sohbet baslatmak, yalan olur. Internetten sevmek de kolay oluyor tabi. Herkes karizmatiklesiyor nedense. Varlik, history, olmayinca, iletisim toplumdan cikip teke tek'e inince atis serbest oluyor resmen. Yan yana gelince suratiniza patlayacak seyleri iyi tartin diyorum. Benden soylemesi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-2667433741821283898?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/2667433741821283898/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=2667433741821283898' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2667433741821283898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2667433741821283898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/facebookta-ask-var.html' title='Facebook&apos;ta ask var'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-4184924839106063645</id><published>2008-11-12T04:38:00.005+01:00</published><updated>2009-02-12T14:44:21.901+01:00</updated><title type='text'>Captain Subtext Van Abbe'de</title><content type='html'>&lt;div&gt;Dunya beni anlasin ust basligi kapsaminda dunya Odtulu olsun, dunya Modern Sabahlar dinlesin gibi kampanyalarima bir yenisini ekliyorum, dunya Coupling izlesin. Insanin kafasi Captain Subtext gibi calismaya baslamayagorsun. Ne zaman eski haline doner bilinmez artik. Bir de bu mod acildiginda ust textle ikna olmama katsayisi yukseldigi gibi subtext uretme katsayisi da artiyor. Beynimin uretme kapasitesi belli, bunlara harcamayi kismak lazim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;St1- Koca bir duvara yapistirilmis pamuk bitkisi koklerinin bir kisminin cim bicme makinasiyla bicilmis olmasiyla sembolize edilen insanin koksuz yasayamayacagi fikrini karsiliginda para kazanarak gozume sokan adam yaptigi seyin sacmaliginin farkinda ve beni (ornek izleyici) kandirdigini mi dusunuyor? Yoksa insan yeterince ugrasinca yaptigi seye inanir mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;St2- Gozde'nin kutusuna depiklenmek suretiyle yerlestirilen kesme sekerleri cikarmanin zorluguna dair yaptigi gozleminin beynimde modern dunyanin insanlari bir kalibin icine sikistirip cikmasina izin vermedigi dusuncesiyle yankilanmasi; hatta ustune harman cayin guzel olmasini kultur mozaginin topluma kattigi tatla birlestirmis olmam beynimden ne kadar zaman caldi? Boylesine spontan sacmalama modundan nasil cikilir? Yeni acilmis kesme seker kutusu ve mis gibi demlenmekte olan bir caydinlik cay, arkasina bu aciklamalari yazsam, bana para kazandirir mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;St3- Serdar Ortac'inkiler, Sibel Alas'inkiler dahil, hatta eksi solugu de koy sarki sozu olmasa da, yazilan herseyden kendi hayatina pay cikartip, Bs1'deki sanatcinin kendine inanmasi durumuna dusmek nasil bir sacmaliktir. Madem dusunceksin, niye bagimsiz dusunmuyosun diye sormazlar mi adama.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-4184924839106063645?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/4184924839106063645/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=4184924839106063645' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4184924839106063645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4184924839106063645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/captain-subtext-van-abbede.html' title='Captain Subtext Van Abbe&apos;de'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6611902594442911906</id><published>2008-11-12T04:14:00.002+01:00</published><updated>2008-11-12T04:30:12.662+01:00</updated><title type='text'>Huzursuzum</title><content type='html'>Huzursuzum cunku kendimden memnun degilim, anlam veremedigim seyler var. Memnuniyetsizligim postive feedbackli. Olmak istedigim yerde degilim, o yuzden moralim bozuk. Moralim bozuk o yuzden calisamiyorum. Yapmak istediklerimin listesi uzadikca uzuyor, hicbir sey yapmadan gecirdigim zamanlar cogaldikca cogaliyor. Dolaplarimin ici piril piril, derli toplu, iyi siniflandirilmis. Odam, yatagimin ustu, yerlerim darma dagin. Dilimli ekmekle tost yaparken iki dilim ekmegin simetrik olsun diye peynirleri bir o tarafa bir bu tarafa koyuyorum, ekmek dilimini posetine geri koyarken yonunun alttaki ekmeklerle ayni olmasina dikkat ediyorum. Bu davranislarim Gozde'ye pek garip geliyor. Aklim yapamadiklarimla, alternatiflerle, yanlislarimla dolu, yapmam gereken seyleri es geciyor. Caresizligim, cozumsuzlugum etrafimi da sikiyor. Anlamak cok zor degil, ben bizatihi sevmem hayattan sikayet edenleri. Anlayamamak beni cok yoruyor, sinirlendiriyor. Kendi cozumsuzlugumu kendim yarattigima inanmak istemiyorum ama net bir sebep bulamiyorum. Bu isin icinden cikmam lazim. Bugune kadar nelerin icinden gectim diyorum, icimdeki cark beni bunun icinden de surer. Ama hic bu kadar yumurtanin kapiya dayanip da beynimin durmaya devam ettigi olmamisti. Degisen ne bilemiyorum. Endiseleniyorum. Isin en kotu kismi, haksizim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6611902594442911906?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6611902594442911906/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6611902594442911906' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6611902594442911906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6611902594442911906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/huzursuzum.html' title='Huzursuzum'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-4954455225801217506</id><published>2008-11-09T19:41:00.002+01:00</published><updated>2008-11-09T19:46:22.914+01:00</updated><title type='text'>ütülenmiş havlu</title><content type='html'>Bu geleneği devam ettirebilirsek eğer geleceğe küçük bir taş daha eklemiş olabiliriz belki.. gerekli gereksiz cocugunuz karnım agrıyo derse, bi de ishal olmuşsa, hemen, öğretin, o sıcak havlu ne guzel bişiydir..&lt;br /&gt;Biz bu zevkten yararlandık, gelecek nesillerin de bunu tatmak en buyuk hakları, mahrum bırakmayın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-4954455225801217506?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/4954455225801217506/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=4954455225801217506' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4954455225801217506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/4954455225801217506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/tlenmi-havlu.html' title='ütülenmiş havlu'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-13165763566792192</id><published>2008-11-09T19:34:00.001+01:00</published><updated>2008-11-09T19:36:21.244+01:00</updated><title type='text'>çay</title><content type='html'>vazgeçilmez.. eski nsanlar daha bilimselmiş ellam. cayı demleyıp içmek akıllarına gelmiş. ne güzel.. untmayalım unutturmayalım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-13165763566792192?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/13165763566792192/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=13165763566792192' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/13165763566792192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/13165763566792192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/ay.html' title='çay'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7988461601887674718</id><published>2008-11-09T19:29:00.002+01:00</published><updated>2008-11-09T19:34:46.577+01:00</updated><title type='text'>sigara</title><content type='html'>Ne guzel bişi insanı kendine getiriyo, canım. azıcık daha ölüme yaklaşıyosun, bole tokat gibi vuruyo suratına, lan ölcem ben.. herşeyi yeniden tartıp düşünüyosun, üzülmeye değmez yaa yak bir sigara daha. Ne güzel, yokolmanın eşiğinde yaşamak  insanı aslında cok sağlıklı yapıyo, hep gerçeği goruyorsun o hep önünde. sigara içkiye de ota da tam zıt bişi. kahve gibi, kahvenin ölümü hatırlatanı.. en güzeli..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7988461601887674718?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7988461601887674718/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7988461601887674718' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7988461601887674718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7988461601887674718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/sigara.html' title='sigara'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7104869336120390997</id><published>2008-11-03T12:17:00.002+01:00</published><updated>2008-11-03T12:34:50.519+01:00</updated><title type='text'>Ruya</title><content type='html'>Garip garip ruyalar gormekten aklimi toparlayamiyorum. Yazayim da bari eglencesi kalsin. Dolma sadece bir baslangicti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece (gece mi artik sabah mi ne zmn hatirlaniyosa gorulen ruyalar) ruyamda makinadaki danismanim arayip unideki ders notlarimi sordu. Hatirlayamadim, soyleyemedim. Zaten soylesen de yalan soylerdin dedi. Bu sirada sokakta bir brass bandosu vardi ama aletlerin sesi ureten agizlari mavi plastikti. Bir internet kafeye girdim notlarima bakayim da soyleyeyim diye. Kafeyi isletenler Turktu, bilgisayarimin interneti yoktu. Insanlar cay icip mac seyrediyolardi. Kendimi zor attim disari ve Odtudeydim. Bahar senlikleri vardi. Millet icmis icmis ortaliga isiyodu. 3 kiz yere oturmus, sarhos, bir tanesi oturdugu yerde isedi, "oh merkezi isitma" gibi bir cumle sarfetti, kizlar gulerken arkalarindan birileri onlara yaklasti. Kafalarini cevirdiler okulun muduru ve birkac hoca gelmisti. Mudur kisa boylu, kisacik platin sari sacli, modern, sade, kendinden emin, disiplinli bir kadindi. Kizlar hiii mudur diye tirsarken mudurn yanindaki adamlarda biri kizlarin yanina comeldi. Adamin yuzu David Bowie, saclari Brian Maydi. Gunes gozluklerini cikarip kafasinin tepesine takti. Kollari siyrilmis deri ceketinin icinde acik renk, desenli bir gomlek vardi. Kizlardan biri "aa Stevie Ka" dedi. Altina iseyen, siyah sacli domuz burunlu, bahcivan tulumlu kiz Stevie Ka'nin kim oldugunu tam bilemedi ama Stephen Hawking olabilecegini dusundu, ne de olsa universite ortamnidalardi. Yere comelen adam "Merhaba ben Stevie Wonder, neden boyle yapiyorsunuz" dedi sakin guler yuzlu ve karizmatik bir tavirla. Ve uyandim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7104869336120390997?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7104869336120390997/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7104869336120390997' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7104869336120390997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7104869336120390997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/ruya.html' title='Ruya'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6896714746439958306</id><published>2008-11-01T20:33:00.004+01:00</published><updated>2008-11-01T20:46:08.689+01:00</updated><title type='text'>Ilk inanan sen ol bana</title><content type='html'>"I feel certain that I am going mad again. I feel we can't go through another of those terrible times. And I shan't recover this time. I begin to hear voices, and I can't concentrate. So I am doing what seems the best thing to do. You have given me the greatest possible happiness. You have been in every way all that anyone could be. I don't think two people could have been happier 'til this terrible disease came. I can't fight any longer. I know that I am spoiling your life, that without me you could work. And you will I know. You see I can't even write this properly. I can't read. What I want to say is I owe all the happiness of my life to you. You have been entirely patient with me and incredibly good. I want to say that — everybody knows it. If anybody could have saved me it would have been you. Everything has gone from me but the certainty of your goodness. I can't go on spoiling your life any longer. I don't think two people could have been happier than we have been. V."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Virginia Woolf aktif, kararli ve yavas bir intihari icra etmeden once kocasina birakmis bu notu. Yazarken ne kadar kendiydi, ne kadar bir roman kahramaniydi bilinmez. Ama boyle sevdiyse, boyle anlasildiysa, bu kadar inandiysa, kocasiyla yasadigi acik iliskiden cikarilmasi gereken dersler oldugunu dusunuyorum. Henuz ne cikaracagimi ben de bilmiyorum. Ama inanilmanin verdigi huzuru biliyorum. Inanmanin verdigi bagi da. Iki kisi olmanin guzelliklerinden biri diye dusunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diday diday day.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6896714746439958306?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6896714746439958306/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6896714746439958306' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6896714746439958306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6896714746439958306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/ilk-inanan-sen-ol-bana.html' title='Ilk inanan sen ol bana'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-3458191696293921370</id><published>2008-11-01T00:22:00.003+01:00</published><updated>2008-11-01T00:48:06.858+01:00</updated><title type='text'>hikaye</title><content type='html'>Hayatımı anlatsam roman olur mu ki acaba? Anlatmayı becerebilsem olurdu herhalde, anlatmayı becerebilse herkesin hayatı roman olur aslında.  Irmağın anlattıgı lafın hikayesinin kahramanı ben o lafı aslında o kadar da düşünerek söylememiştim ama aynen hissettim, işte bu hatun da hislerime tercuman olup duruyo canım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikaye aslında klasik lise aşkı, ama o sıra ben biraz uçmuş olduğumdan (tanrıya takmıştım biraz) su anda anlayamıyor olduğum işler yapıyordum. İşte bu aşık oldugum oğlanla, okuldan kaçıp kaçıp bi tane elektrikçinin dükkanının arkası olan ev de denemeyecek iki göz bir yerde (elektrikçi amcam da aynı ortamda) sabahlayıp uyuklayıp içip saz çalıp muhabbet ediyoduk, ki o sıra bu oğlana onu sevdiğimi de itiraf etmemiştim. Zaten o zamana kadar hayatımda kimseye onu sevdiğimi itiraf etmemiştim. Neyse gel gör cocukla içtiğimiz su ayrı gitmiyordu, her gün beraber oturup sigara tellendirip, okuldan kaçıp, elektrikçide bulamazsak sokakta boş evlerin balkonlarında, olmadı apartman köşelerinde yurttan aşırdığımız battaniyelere sarınıp uyur uyanır konusur sigara içer dünyadan uzaklaşıp, guneşe yaklaşırdık. Bu olay bi anda bıçak gibi kesildi... Ne oldugunu anlayamayan zavallı ben, aynı zamanlarda cocuğa deli gibi aşık oldugumu da farketmiş durumdaydım, caresizce ne oldugunu anlamaya çalısıyordum, neden bilmiyorum bir sure oyle denk geldiğini düşündüm ha yarın gelir, bir dahaki teneffüs gelir.. tık yok, sonra baktım bu adam ciddi ciddi gelmiyo, ben gittim, dedim ne oldu, o da yok bişi ne olsun, niye ? dedi, he ben de ne bilim bi sanki yani gelmiyosun da artık sigara içmek için falan, o da yok canım geliyorum yok ole bişi dedi, ben de inandim. Gunler gecti bu yine yok.. sonra artık dayanamadım, bi konuşsak dedim, tamam dedi gittik oturduk okulun bi köşesine, dedim ben seninle ilgili sorumluluk almak istiyorum, dedi hah oyle desene.. bole bişiydi sonrası daha uzun hikaye aslında.. ama işte kaos herşey, sana haksızca geliyo, bir anlamı varmış ki soylemişim, kendime göre vardi, senin dışındakiler sadece obje zaten, haketmek diye bir şey söz konusu değil..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-3458191696293921370?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/3458191696293921370/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=3458191696293921370' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3458191696293921370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3458191696293921370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/11/hikaye.html' title='hikaye'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-1672903740725254593</id><published>2008-10-31T10:36:00.000+01:00</published><updated>2008-10-31T10:37:19.988+01:00</updated><title type='text'>Zeytinyagli etli lahana dolmasi</title><content type='html'>Ruyamda gordum. Bizim evde zeytinyagi sicak yemekte kullanilmaz aslinda. Lahana dolmasini da son iki senede yalnizca bir kere yedim. Sevmedigimden degil, yapmasi, bulmasi zor oldugundan. Bizim evin dolmalari kirmizi olmaz. Yesil olur. Iclerine salca basilmaz. Ama ruyamda gorduklerim turuncuydu. Kiymasi, Adana yemeklerini aratmayacak gibi, iyice kavrulmustu, icinde sogani, sarmisagi ve bol baharati vardi. Zeytinyagli ve salcaliydi. Tadi da cok guzeldi. Denesem ruyamdaki gibi olur mu acaba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-1672903740725254593?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/1672903740725254593/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=1672903740725254593' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1672903740725254593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/1672903740725254593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/zeytinyagli-etli-lahana-dolmasi.html' title='Zeytinyagli etli lahana dolmasi'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7958429075788336572</id><published>2008-10-31T10:27:00.000+01:00</published><updated>2008-10-31T10:28:44.973+01:00</updated><title type='text'>Seninle ilgili sorumluluk almak istiyorum</title><content type='html'>Basliktaki soz Gozde'ye ait. Isterse hikayesini de anlatair bu cumleyi sarfetmesinin. Kendi bilecegi is. Soylenen kisiye bu kadar anlam ifade etti mi bilmiyorum ama benim icin cok boyutta anlamli ve cok guzel bir soz. Sorumluluk kavrami beni inanilmaz dusunduren bir kavram bu aralar. Her tasin altindan cikiyor. Kafamda evirip cevirdigim insan iliskileri, arkadaslik, sevgi, ask, her turlu iliski gelip bu kavrama takiliyor. Dengeleri tam kuramiyorum, sorunlara dogru bir yanitim, bir cozumum yok. Madde madde dusunduklerim bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Begenildigini/sevildigini bilmenin sorumlulugu. Bunu bildikten sonra seven insana hoyratca davranmak sansi kalmiyor. Hayal kirikligina ugratmanin, kirmanin mumkun oldugunu bilince, bunu goz ardi ederek davranmak mumkun olmuyor, olmamali en azindan. Bu sorumluluk insanin kendi secimiyle degil, karsisindaki insanin secimiyle gelen bir sey. O yuzden sevilene yuk olma olasiligi var, duygular yeterince karsilikli degilse. Durumu tersine cevirdigimizde ise, birine yuk olmamak, begeni/sevgi bildirmeme tercihinin sebebi. Bu nedenlerle, beni sevdigini soyle demek "seninle ilgili sorumluluk almak istiyorum".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Birini sevdigini/begendigini bildirmenin sorumlulugu. Birini sevdiginizi soylediginiz zaman, buyuk ihtimalle o kisinin ilk savunma kalkaninin icine girmis oluyosunuz. Sevilen kisi sizinle daha cok sey paylasiyor, size daha cok anahtar veriyor. Zaten sevdiginizi karsi tarafa iletmenizin amaci bu anahtarlara ulasabilmek. Birinin size guvenmesini sagladiktan sonra, onun canini acitmamak yine bir sorumluluk. Bu nedenle seni seviyorum demek "seninle ilgili sorumluluk almak istiyorum".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluktan kastim bir yuk, sevimsiz bir ugras/is degil. Sorumluluktan kastim "aaa dusunmemistim"in artik bir bahane olamayacagi durum. Bir farkindalik durumu yani. Verilen sozun tutulmaya calisilmasi, bir ozen. Karsi tarafi kirmanin sizi de kiracagi hal. Kotu bir sey degil sorumluluk, ama riskli. Bu riski goze almaya deger kilan sey ise sevilen/begenilen kisiyle paylasilanlarin cogalmasi. Bu yuzden cok saklamamak gerekiyor biriyle ilgili iyi dusunceleri. Bir yandan da tutarsiz, dengesizseniz ya da karsi tarafla bir denge icinde olabilececginize dair verileriniz yoksa atese atmak da atlamak anlamsiz. Dinamik bir denge saglanmali arada. Verileri okumakta ve degerlendirmekte, kendinizi dinlemekte ustalasmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sebeplerden kati kurallar(im) bircok yerde oldugu gibi burda da ise yaramiyor. Insanlara oyle davranilmaz boyle davranilir diyemiyorum, desem de vakti gelince kendimle celisiyorum. Bir yandan da baskalarini parmaklarinda oynatan insanlara inanilmaz sinirleniyorum. Ruyalarima giriyolar, elim kolum baglaniyor, caresizlesiyorum. Belki yapilabilecek en iyi sey ufak perturbasyonlarin sonuclarina bakip, sonuc hatali oluyorsa baska bir yol denemek. Bir nevi system identification. Bu yontemi uygulamaya koyabilmek icin hatalari affedebilmek gerekiyor, dusunduklerini soyleyebilmek, insanlari silmemek, kati, kuralci olmamak. Sadece iyi niyetli olmaya calismak. Zor yani. Hem kendimden hem karsimdaki insanlardan bunu beklemek zor. O yuzden, bastan da soyledigim gibi, cozumum yok. Sadece hayata ve insanlara karsi iyi niyetini kaybetmeyenlere duydugum hayranlik var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekkiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7958429075788336572?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7958429075788336572/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7958429075788336572' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7958429075788336572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7958429075788336572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/seninle-ilgili-sorumluluk-almak.html' title='Seninle ilgili sorumluluk almak istiyorum'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5615843440477606314</id><published>2008-10-20T04:20:00.002+02:00</published><updated>2008-10-20T04:36:47.699+02:00</updated><title type='text'>Ego</title><content type='html'>Bokumla kavga ediyorum biliyorum ama farkettim ki sevmedigim yonlerimi saklamaya calismak olmadigini iddia ettigim egomun varliginin kaniti. Su satirlari okuyacak uc besinin farkinda olarak buraya yazdigim, begenip publish post tusuna bastigim birseyi sonradan silmek, hata yaptigini kabul etmemek, en genis anlaminda. Belki bir kismi sadece icimden atmis olmak icin, bir kismi tartismaya acilsin diye, bir kismi yargi, bir kismi ileti ama en onemlisi hepsi birileri beni tanisin diye. Ne kadar sevmesem, bile bile yanlis anlatmaya hakkim yok, daha dogrusu amacladigim sey bu degil. Iste buyrun o zaman:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#99ffff;"&gt;Pink, of you i think&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Takdir edilmeyi bekleyip takdir etmemek, sevildigini duymayi bekleyip sevdigini soylememek nasil bir celiski, bencillik, iki yuzluluk? Sevildigini acik ve net duymadan varsaymayan, bazen duysa da inanmayan, inansa da cabucak bu sozun gecerliligini yitirdigini dusunen ben degil miyim?Begenimi bildiremememin bircok sebebi var. Bu sebepleri tek tek yazacagim ki yaptigim sey bencillikse, iki yuzlulukse kendimi degistirmeye calisayim. Yok sadece hayatta sectigim ve acik bir yanlisi olmayan bir yolsa aynen devam edeyim.1-Begenmenin sorumlulugu: Birini toptan begenmek buyuk bir sorumluluk degil mi? Yaptigi herseyi dogru, yerinde bulmak, takdir etmek. Boyle biri olabilir mi? Cozumu sadece begendigim seyi ovmek olabilir. Bunu uc asagi bes yukari yapiyorum zaten.2-Birilerini sevmek: Bircok insani seviyorum. Hani birinden bahsederken aslinda iyi cocuk, ici iyi gibi laflar edilir ya. Evet, iyiler gercekten. Ben de severim hepsini. Sebepsiz yere severim. Sadece tanistigim icin severim. Bu gruptakilerin zaten sevildiklerini duymaya cok ihtiyaclari oldugunu sanmiyorum.3-Birini sevmek: Konuyla ilgili deneyimim bir kisiye yonelik. Sevgilime, sevgilim oldugu zamanlarda, hatta beni terk ettiginde bile, acik ve sik onu sevdigimi soyluyordum. Burda da bir sorun yok demekki.Sorun nerde peki? Kimlere onlari sevdigimi soylemekte zorlaniyorum? Neden zorlaniyorum? Anneme bunu neden soyleyemiyorum mesela? Seviyorum halbuki. Elestirdigim yonleri var, o ayri. Hele bir de soyle deyince. Hadi Irmak, bir annecim seni seviyorum de. O nasil bir sikintidir, nasil bir iskencedir. Cok sevdigim arkadaslarima sonra. Durup dururken aska gelip, 'seni seviyorum xx!' demekten de bahsetmiyorum. Kucuk iltifatlar, tesekkurler, sevgi belirten sifatlar yeterli olur ama gorunen o ki ben bunu bile esirgiyorum o uc bes insandan. Ya da soylemek icin kendimi zorlamam gerekiyor, nefesimi tutmam, send tusuna basmak icin kendi kendime meydan okumam. Peki neden?1-Reddedilmek korkusu: Annemin sevgimi reddedecek hali yok. Cekip giden sevgilisinin eldeki reddinden korkmayan ben neden beni sevdiklerini tahmin ettigim arkadaslarimdan cekineyim? Ote yandan belki arkadas durumunda... bilemedim.2-Soyledigin lafin sonsuza kadar arkasinda durmak gerekliligini hissetmek: Sanirim bu sebeplerden biri. En azindan sevgi ve begenimden emin olmadan soyleyememenin sebebi.3-The l word: Amerikan filmlerindeki Amerikalilarin hic hoslanmadigim bir diger kavrami. Birine onu sevdigini soyleyince ona karsi korumasiz kalcagini dusundugun icin hic soylememeyi secmek. Bunu yapiyorsam eger, sebep buysa, tuh bana. Korkarim yaptigim bu. Aman Allahim!!! Gak, gak, gaaaaak.4-Yanlis anlasilmak: Karsi cinse sevgi, ilgi belirtmek ince is. Oyle karsi cinsler var ki karsi mi hem mi unut gitsin. Onlarla olunca herkes cinsiyetsiz. Ama herkesle oyle olmuyor iste. Ya sana bir zamanlar birseyler hissetmis, ya da senin hissettigin, insanlarin hakkinizda atip tuttugu, bir sekilde aklina onun karsi cins oldugunun kazindigi insanlar var. Oyle ki bir yandan sevgili olmak dusuncesinin icini disina cikardigi ama bir yandan da neden hayatinizin hicbir doneminde sevgili olmadiginizi dusundugun insanlar. Simdi bu insanlara nasil sevgi belirtilir? Aklindan bu kadar cok sey gecip de hicbirini tartisamazken, sevgi kavraminin icine neleri koydugunu kendin bile bilmyorken sevgi ima eden sozler nasil cikar agizdan? Benim durumumda cikmaz. Bu insanlar itinayla elestirilir, yerilir, sevmiyorum seni mesaji benimsetilir. Bir kismiyla iletisim kesilir, emek verilmis arkadaslik, donemin anilariyla birlikte kaybolur gider. Baska bir cozumu olmali bu durumun. Buyumek gibi, diyet yapmak degil saglikli beslenmeyi ogrenmek gibi. Karsi cinsle arkadas olabilmeyi ogrenmek yani. Baska duygularin varligini reddetmek yerine, bu duygulari benimseyip aranizda bir kadin-erkek iliskisi olmayacagini kabullenmek mesela. Dozunu kacirmadan sevgi alip sevgi vermek. Somurmemek. Ki en zoru bu heralde hayatta, herhangi birsey icin. Somurmemek. Gunu somurmemek, geceyi somurmemek, lezzetleri, sarkilari somurmemek. Uykudan bayilcak hale gelmeden yataga girebilmek de bu kapsamda incelenebilir.Bununla birlikte arada sirada bir dile ait deyim-soyleyis baska bir dile nasil cevirilir diye dusunurum, bazen gereklilikten (msn'de top resminin yanina yazdigim hop hop Irmak'i Hollandali birine cevirmek) bazen geyikten. Gecenlerde aklima gelen soyleyislerden biri pembe, gonlum sende idi. Ilk ceviren ben miyim bu sozu bilemem ama sonuc hosuma gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#99ffff;"&gt;Yesil&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Benim gibisini bulamazsin demistim. Bulamazsin. Cok farkliyim ben. En az herkesin herkesten oldugu kadar, belki biraz daha fazla farkli. Sarisinim, muhendisim, makina muhendisiyim ve hep oyle olmak istedigim icin oyleyim. Yumurtayi kirmadan once kabugunu yikarim ben. Onca zaman ictenlikten uzak komplimanlar degildiyse soylediklerin, guzelim. Daha iyisini hayal edemeyecegin kadar guzelim. Tutarliyim, dusunmeyi severim. Kafam muhendis gibi calisir ve bu acidan iyi calisir, bilirsin. Bej-bordo Lowa botlarim var, yaz kis giyebilirim, bir de beyaz-laci ponton deri Converse spor ayakkabilarim. Ponton'un sevimlilik ve yuvarlak hatlilik anlatan bir yansima sozu olmasinin yaninda Mercedes'in bir modeli oldugunu bilirim. Cok iyi araba kullanirim. Allah'a inanmam, olasiliga ve dolayisiyla entropiye inanirim. Benim gibisini bulamazsin, bulma da zaten. Bulmana gerek yok. Benden daha uzun, daha zayif, daha az inatci, daha mutlu, daha cok yasama istegiyle dolup tasan, daha evcimen, daha hanim hanimcik, daha az muhendis, daha az dusunup daha cok is yapan birni bul. Yeni bulcagin insan benden kotu olacagindan degil, benden farkli olacagindan, sana daha uygun olacigindan bul benden farkli birini. Bul ki benim de senin gibi birini bulmam gerekmedigine dair elimde bir kanit daha olsun. Olsun ki takilip kalmayayim artik. Uzuluyorum cunku.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5615843440477606314?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5615843440477606314/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5615843440477606314' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5615843440477606314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5615843440477606314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/ego.html' title='Ego'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-516447159071906131</id><published>2008-10-19T17:27:00.002+02:00</published><updated>2008-10-19T18:04:37.333+02:00</updated><title type='text'>geçmiş ve gelecek</title><content type='html'>Nerdeyiz, ne yaptık ve ne yapıyoruz? Hayatın bütününde bir anlam aramaya kalkıştığında, işte şu aşağıladığımız sahiplenmelerden başka anlamlı ne bulunabilir diye soruyorum ve hep bundan başka birşey arıyorum.  Hayat ille de anlamlı mı olması gerekiyor?  benim yaşamımın  sokaktaki evsiz bir ayyaşın yaşamından farkı ne?  Şu yaşamak dediğimiz zımbırtıyı anladığımı, onu yorumladığımı, karmaşık sorunlarla uğraşıp karmaşık kararlar aldığımı, aşık olup da felsefenin dibine düştüğümü, herşeyi  genelleyip  insan denen varlığı çözdüğümü, bir insanın nasıl yaşaması gerektiği konusunda şimdiye kadar öğrendiğim tüm bilimsel kültürel sosyal ıvır zıvırla muhteşem yorumlar yapabildiğimi, en azından bu kadar yoğun ve yorgun olmasam yapabileceğimi zannediyorum. Aslında bir bok bildiğim yok işte... dönüp aranıp yine o ilkel idime dönüyorum. Çocukları gorunce bi acayip oluyorum, kendime acıklayamıyorum, beni belki de hiç zannettiğim kadar sevmemiş olan adamlarla yaşadığım ilişkileri ah evrenin en derin, en büyülü, en bunalım, en hastalıklı, en takıntılı, en anlaşılmaz paylaşımlarıydı diye yüceltip yüceltip duruyorum. Aslında bi bok yok işte, kendini kendinden cıkardığında her zaman sıfırsın, ve başkalarını kendinden cıkarmaya calışmak da en büyük kandırmaca. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadiğin yaşamın nıtelıklı olup olmamasını geçip de, nasıl nitelikli hale getirebiliriz, nitelikli bir hayat nasıl olmalı sorusuna cevap aramaya da çalışıyorum. ılk aklıma meslek geldi. Insanların mesleği olmalı mı? meslek denılen seyın temelınde cidden toplumdakı gorev gıbı seyler mı yatıyor yoksa sadece  para kazanmak mı? Geçinmekten paranın mına koymaya kadar gıden bır aralıkta ben nerdeyim? Yaptığın mesleğin fiyatı neye göre belirleniyor? Topluma kattığı değere göre olmadığı kesin. Bunu bilmiyorum.  mesleğini sevmek  neye gore  belirleniyor?  yaptıgın işe gore aldiğin paranın seni tatmin etmesi mi? yoksa,  yaptıgın seyin bir yerlerde bir işe yaradıgını gorebilmek mi?&lt;br /&gt;ıkıncısı aile. herkes aileye ihtiyac duyuyor mu? ben hep hayatında hiç evlenmemiş insanların biraz anormal oldugunu düşünürdüm, topluma ait değillermiş gibi. gel gör, ben de su anda o ınsanlara benzemeye baslıyorum, anormalleşiyorum, sacma bir insan kıvamına geliyorum. 5-10 sene once nasıl bir adamla evleneceğim konusunda hep bi hayalim vardı, kesin birileriyle evlenecektim, bır nişan bohçam olacaktı, ilk dantelli geceliğim, bir bond cantası ıcınde en son moda cılgın catal bıcak takımlarım, annemın ordugu havlu kenarı, banyo lifi, sabun kesesi, pamuk kutusu takımı... say say bitmez. ole klasık bir evliliğim ve uc bes sene sonra da bir iki cocugum olacagını zannedıyordum. cocuguma mektup yazıyodum 16 yasındaydım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi 25 yasındayım ve ne topluma bısı kazandıran ne de maasının benı tatmın ettıgı bır işim var, ne ailem ne kocam ne cocugum var. hayatın anlamı nerde baslıyor nerde bitiyor? Hıc bılmıyorum. Mutlu muyum? aslında mutluyum, cnku herkes gibi gunun getirdiği anlamsız sorunları cozerek zaman geçiriyorum, aynı bır cocugun annesı gıbı, bankada calısan bır memur gibi, sokaktakı evsız ayyaş gibi. kim daha cok mutlu ? evet bunu da bilmiyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-516447159071906131?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/516447159071906131/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=516447159071906131' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/516447159071906131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/516447159071906131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/gemi-ve-gelecek.html' title='geçmiş ve gelecek'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7215296896342844747</id><published>2008-10-18T20:17:00.004+02:00</published><updated>2008-10-18T20:33:18.423+02:00</updated><title type='text'>Unutmak</title><content type='html'>Bir suredir unutmaktan sikayetciyim. Anilarimi, eski dusuncelerimi, eski bilgilerimi, vardigim sonuclari unutuyorum ve bu beni cok rahatsiz ediyor. Eski gunluklerimi duzenli bir sekilde yok ettigim icin ulasamiyorum unuttuklarima. Bazen unuttugum seyleri, onceden paylasmis oldugum insanlarin hafizalrindan toplamaya calisiyorum ama pek verim alabildigim soylenemez. Bu yuzden yeniden basladim yazmaya. Yine bir gunluk aldim, google documentsta gunluk diye bir klasor actim ve de bu blogda yazilar yazmaya basladim. Ayrica msn'in history kaydetmece secenegini actim. Ve farkettim ki tarih tekerrurden ibaretmis. Yazdiklarimin sonu yine yok edilmekmis. Unutmak kendime katlanmak icin sectigim bir yolmus. Sanirim Nilgun Marmara soylemis, kaydetmek hem sevincli hem aciymis. Unutmayinca utaniyormusum. Kendimi sevmiyormusum. Bu yuzdenmis.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7215296896342844747?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7215296896342844747/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7215296896342844747' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7215296896342844747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7215296896342844747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/unutmak.html' title='Unutmak'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-3459153847821300536</id><published>2008-10-11T17:23:00.003+02:00</published><updated>2008-10-11T17:33:07.495+02:00</updated><title type='text'>ya disindasindir cemberin ya da...</title><content type='html'>Amenable kelimesi fransizca mener ya da amener kokunden gelmekte ve amener kelimesi to lead, to drive anlamina geliyor. amenable de bu yuzden able to be led anlaminda, yani gudulebilir, amin diyen insanlar da tanri tarafindan gudulmeyi kabul etmis insanlar, istedikleri seyin tanri izin vermedigi surece olmayacagini kabul etmisler. Black sheep ise distinguished anlamina geliyo, digerlerinden farkli, eskiden distinguished sir diye baslanma olayi varmis mesela mektuplarda, ama iyi anlami zamanla yokolmus, simdi distinguished kelimesinin kotu bir anlami var, topluma uymayan, strange ve yanlis. dinleri insan gutmek icin yaratanlar bizi bu carktan cikarmamaya ugrasiyorlar, ortacagdan daha vahim bir durumdayiz , farkinda misiniz? Ve bu yuzden bu ortama uyamadigi icin kendini hep ezilmis hisseden karakoyunlarin gercegi farkedip buna karsi gelmeleri gerekiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-3459153847821300536?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/3459153847821300536/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=3459153847821300536' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3459153847821300536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3459153847821300536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/amenable-kelimesi-fransizca-mener-ya-da.html' title='ya disindasindir cemberin ya da...'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5533126114517943356</id><published>2008-10-09T00:04:00.003+02:00</published><updated>2008-10-09T00:07:35.583+02:00</updated><title type='text'>Empati - Adam Fawer</title><content type='html'>ya bu arada empati denen kitabı bir yerlerden edinin okuyun, ya evet dümdüz hollywood filmi gibi ama hoşumuza gidenleri var lütfen kabul edelim..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5533126114517943356?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5533126114517943356/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5533126114517943356' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5533126114517943356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5533126114517943356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/ya-bu-arada-empati-denen-kitab-bir.html' title='Empati - Adam Fawer'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-606790607274256461</id><published>2008-10-08T23:34:00.002+02:00</published><updated>2008-10-09T00:01:36.079+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sahiplenme konusundaki düşüncelere 100% katılmakla beraber, gıcık olma konusundaki yorumuna cok katılmadım. Neden? Çunku herkesin kendine ait bir mutlu olma ya da kendini yüceltme,  ya da kendini zengin hissetme yontemi var. Bunu da çevresindeki somut varlıkları benimseyerek kendinden sayarak bir çeşit kendi küçük krallıklarını kuran ve belki de sadece bu sekilde mutlu olmayı öğrenmiş ve sadece bunu yapabilen insanlar var. Bir de kendimi de dahil edebileceğim bir tür insan grubu olan aslında yalnız, ama hayatı boyunca cevresindeki insan, esya ve ortamla paylaşmış oldugu şeylere (hatırlayabildiği kadar)  vefa göstermek adını verdiğim bir çeşit sahiplenme denemeyecek ama işte belki organik bağ denebilecek bir duygu besleyen alçakgönüllüler ya da boşvermişler var. Ama bu iki grubun karşılaştırılabimesi imkansiz çünkü bu tür insanlara toplumun her tür kesiminde rastlanıyor. Eğitim seviyesi, ekonomik şartlar, kültürel yapı.. hey bre, cık, cözümü yok, istatistiki sonuçlar cıkartmaya cok uğraştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne var, zamanında bir şekilde organik bağ kurduğun şeylerle tekrar iletişime geçtiğin anda da mutlu oluyosun işte, bu cok da önüne geçilebilecek birşey değil. Ama ne var ki, senin organik bağ kurup da sahiplenmediğin şeyleri, başkaları hiç de senin kadar emek vermemişken ve gerçekte ne bok oldugundan bile haberi yokken senden cok sahiplenmesi... evet canını yakıyo, ama ne diyoruz, sen biliyon ya, yeter..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-606790607274256461?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/606790607274256461/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=606790607274256461' title='3 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/606790607274256461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/606790607274256461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/sahiplenme-konusundaki-dncelere-100.html' title=''/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-6053567992666323361</id><published>2008-10-08T21:55:00.005+02:00</published><updated>2008-10-08T23:09:07.264+02:00</updated><title type='text'>Guzellik</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SO0TUHNKM7I/AAAAAAAABrI/wFRyzXYip4o/s1600-h/IMG_2922.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5254877576463791026" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SO0TUHNKM7I/AAAAAAAABrI/wFRyzXYip4o/s320/IMG_2922.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;izlemek icin:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://dl.getdropbox.com/u/211273/queen/MVI_2914.AVI"&gt;http://dl.getdropbox.com/u/211273/queen/MVI_2914.AVI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://dl.getdropbox.com/u/211273/queen/MVI_2916.AVI"&gt;http://dl.getdropbox.com/u/211273/queen/MVI_2916.AVI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://dl.getdropbox.com/u/211273/queen/MVI_2918.AVI"&gt;http://dl.getdropbox.com/u/211273/queen/MVI_2918.AVI&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SO0RmgVG2NI/AAAAAAAABrA/HnyXpKMAJ_4/s1600-h/IMG_2922.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-6053567992666323361?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/6053567992666323361/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=6053567992666323361' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6053567992666323361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/6053567992666323361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/guzellik.html' title='Guzellik'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SO0TUHNKM7I/AAAAAAAABrI/wFRyzXYip4o/s72-c/IMG_2922.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-2370302444113353562</id><published>2008-10-04T23:26:00.003+02:00</published><updated>2008-10-05T02:07:34.302+02:00</updated><title type='text'>Bir cagin sonu</title><content type='html'>Baktik ki bu blog macerasi herkesin atildigi bir macera, ortamda okunamayacak kadar cok yazi var, biz susalim dedik. Gerci belki yine dayanamaz birseyler yazariz, blog o yuzden oldugu gibi duracak ama, bizden hayatin anlamini, Turkiye'yi kurtaracak careyi, basarili sosyal yaratiklar oldugumuza dair kanit niteliginde fotografli ani yazilari beklemeyin anacim. Cok uzulmeyin sevgili sadik okurlar!(???)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece googleda arandiginda varolduguna dair kanit olsun diye bir iki kavram eklemek istiyorum guzide yazimin altina: (varolusun sanal ortama dusmesiyle ilgili kastirmayin beni)&lt;br /&gt;-Okuzun koku. Cumle icinde: yok artik, okuzun koku! (sahiplenmeyeyim ama sanirim sahsimin bulusudur)&lt;br /&gt;-Icine Levent Kirca kacmak (ki bir Ege Kayacan bulusudur)&lt;br /&gt;-Aklima gelmisken gaylik kurumuyla mor renk arasindaki baglantiyla ilgili cevremdeki ilk espri de bana aittir kanimca. Yillar sonra donup dolasip baska birinden duydugumda acaba ben yaymis olabilir miyim diye dusunmustum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavramlari sahiplenmek ustune de bir kucuk savunma yazisi. Iyi ki kapatacaktik di mi blogu. Soyle diyelim sagda solda duyurmayacagiz. E niye ortak alanda madem? Niye yazilar sadik okuyucuya hitaben? Demek umut baki. Bir de kendi kendine calip oynamak sikici be ablam. (Hayir Turkce klavyem yok.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslinda konu genel. Ama iletisim kolayligi acisindan ornek uzerinden ilerleyelim. Ornegimiz de Modern Sabahlari sahiplenmek olsun. Bilmeyenler icin Modern Sabahlar radyo odtunun hafta ici sabah programi. Ben lise 1den mi yalan olmasin 2den mi beri dinlerim. Ankara'dayken sabah sayelerinde uyanirdim. Artik uyanamiyorum zaten. Sonra odtulu oldum, bu adamlarla yillarca ayni mahallede bulundum. Uclu amfide sohbetlerine katildim program ekibinin. Medeni cesaret ve sahiplenme duygusu eksikligi nedeniyle ben soramasamda, Senol tiplemesini kimin yaptigina dair gelen soruyu yuksek sesle ve cesitli bas haraketleriyle onayladim. Ege kizdi bu soruya ve grupca Fahir diye yanitlayip bizi yemeye calistilar, o ayri. Sonra universite son sinif dolaylari, ilgili insanla karsilikli yazisma donemlerimizde, program araciligiyla, birbirmize caktirmadan (ki ayni arabanin icindeydik bu sirada) Ankara'ya duyurduk biz seviyoruz birbirimizi diye, bir ozel gosterim bileti kazancaz diye. O haftanin geri kalani her sabah programi arayip turlu cesit maymunluk yapmamiz da cabasi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar sizi ilgilendirmeyen ani anlatmamin bir sebebi var evet. Ama paragrafi atladiysaniz ozeti benim bu programla bir gecmisim var. Daha suslu, rukus, yasca buyuk cumleler sevenler icin, benim bu programla tek yonlu de olsa organik bir bagim var. (kullanmak icin yer aradigim bir diger kelime..)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sahiplenme yanlisi biri degilim. Modern sabahlari da sahiplenmem. Eksikligini de hissetmem. Sevgilimi de sahiplenmem, okulumu da bolumumu de. Annemi, babami, kardesimi sahiplenirim. (yadsinamaz kan bagi) Fikirlerimi de sahiplenmem. Esyalarimi da sahiplenmemeye calisiyorum. Ulkeleri, milliyetleri, kimlikleri, arkadaslari da sahiplenmem. Ama benim sahiplenmediklerimi birileri sahipleniyor. Buna da engel olmam, olamam ama gicik olurum. Gicik ola ola da gicik bir insan olurum, ki oldum da. Ama gicikligimin sebeplerini biraz anlatabildiysem belki icim rahat olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sekkiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-2370302444113353562?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/2370302444113353562/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=2370302444113353562' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2370302444113353562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2370302444113353562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/bir-cagin-sonu.html' title='Bir cagin sonu'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-3204694311899882208</id><published>2008-10-02T19:31:00.002+02:00</published><updated>2008-10-02T19:53:24.987+02:00</updated><title type='text'>Belki de cok buyuk birşey değildir</title><content type='html'>Yaşlanmak acaba artık birşeyler hissetmek için yavaş yavaş daha cok şeye ihtiyacın olmaya başlaması mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlak bir müzik olmadan ağlayamamak, hiç birşeyi bole icten bir kahkaha atacak kadar komik bulamamak, adam gibi sinirlenemeyip adam gibi sevinememek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de artık yaşlanıyo olduğumuzu içimize sindirip zevk almaya başladığımız başka şeyler olduğunu farketmemiz gerekiyo. Eskiden yaptığımız şeylerden artık zevk almıyo olduğumuzu görmek, bunalıma girdiğimizi göstermez, sadece yaşlandık o kadar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha fazla konfor, biraz daha fazla sükunet, biraz daha fazla cay, biraz daha fazla sigara...&lt;br /&gt;Eh, hayat tabi ki daha zor, farketmedim belki ama artık cocuk ben cok uzaklarda kaldı, niye hala dun gibi hatırlıyorum? Çok cabuk bitti. Ve artık büyük adam işleri ile uğraşıyorum, koca adamların dünyasında onlarla savaşıyorum, ve zor, ve daha cok cay ve sigaraya ihtiyaç duyuyorum. Aslında büyümek (aslında yaşlanmak) pek bana göre değilmiş ya. Sorumluluk kocaman bir canavar, beni hırpalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık birileri beni teletubbylerdeki lala'ya benzetince seviniyorum. Aha, ne güzel hala cocuk gibiyim. Keşke, hocam da bana aa ne güzel lala gibi olmuşsun, gel bugun oyun hamurlarıyla moleküller yapalım, kimya ne demektir en baştan başlayalım dese. Hatta onu bile demese, hadi git parkta oyna dese.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya bir insan hayatı boyunca 24 saat cocuk gibi yaşayamaz mı? Yok mu böyle bi hakkı? Devlet  bence bakımını üstlenmeli cocuk olarak yaşamaya karar veren insanların. Evet, cok mantıklı..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-3204694311899882208?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/3204694311899882208/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=3204694311899882208' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3204694311899882208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/3204694311899882208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/10/belki-de-cok-buyuk-birey-deildir.html' title='Belki de cok buyuk birşey değildir'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-8303640567366496416</id><published>2008-09-28T00:11:00.003+02:00</published><updated>2008-09-28T00:23:06.874+02:00</updated><title type='text'>değişiğin sevinci</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6x4Z-4poI/AAAAAAAAAAw/dT0NG-EnsDg/s1600-h/blog+res%C4%B1m+ANKARA+GAR.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6x4Z-4poI/AAAAAAAAAAw/dT0NG-EnsDg/s320/blog+res%C4%B1m+ANKARA+GAR.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250829798166013570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6v6GqMG9I/AAAAAAAAAAo/RqX2VUvx4Os/s1600-h/contrabanda.JPG"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-8303640567366496416?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/8303640567366496416/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=8303640567366496416' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/8303640567366496416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/8303640567366496416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/09/nce.html' title='değişiğin sevinci'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6x4Z-4poI/AAAAAAAAAAw/dT0NG-EnsDg/s72-c/blog+res%C4%B1m+ANKARA+GAR.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-7985368856269372263</id><published>2008-09-27T23:57:00.003+02:00</published><updated>2008-09-28T00:06:55.462+02:00</updated><title type='text'>Blogda diyalog</title><content type='html'>Evet Gozdecim. Blogu halka acmamizdaki amac kendi capimizda unu yakalama olasiligi. Yoksa huper geyikle huper ciddi olmak arasinda gezinen ev muhabbetimizi niye elaleme yayalim, yayinlayalim. Biri bizi de dinlesin istermisiz gizliden de farkinda degilmisiz demekki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-7985368856269372263?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/7985368856269372263/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=7985368856269372263' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7985368856269372263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/7985368856269372263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/09/evet-gozdecim.html' title='Blogda diyalog'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-5847369052657128934</id><published>2008-09-27T23:52:00.003+02:00</published><updated>2008-09-28T00:08:01.652+02:00</updated><title type='text'>bu da yabancı arkadaşlarımız için gelsin..</title><content type='html'>if we fill a jar with all the things that we lived until now, and if the shape of the jar is a heart, will all those things that we lived take the shape of the jar? maybe, but definitely when we die...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-5847369052657128934?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/5847369052657128934/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=5847369052657128934' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5847369052657128934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/5847369052657128934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/09/bu-da-yabanc-arkadalarmz-iin-gelsin.html' title='bu da yabancı arkadaşlarımız için gelsin..'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-2362605864000351587</id><published>2008-09-27T23:42:00.002+02:00</published><updated>2008-09-27T23:45:54.858+02:00</updated><title type='text'>binaenaleyh</title><content type='html'>açılış cumlesı nıye yazıyoruz millet okuycak diye mi.. hatta dusundum kı belkı de bızım aramızdakı muhabbet ole ozgun ki belki dunyaca cılgın unlu bır ıkılı haline gelcez.. evet ırmak sen bu sansi ayaklarımın onune serıyorsun, sag ol var ol..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-2362605864000351587?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/2362605864000351587/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=2362605864000351587' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2362605864000351587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2362605864000351587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/09/binaenaleyh.html' title='binaenaleyh'/><author><name>Gözde</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04694937524344516739</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='17' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_k4bJ5kpZjbE/SN6ql4TLpMI/AAAAAAAAAAM/RRXGSmvZGzQ/S220/siyah+beyaz-eindhoven.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8129424108621855104.post-2293233445696677821</id><published>2008-09-27T23:41:00.002+02:00</published><updated>2008-09-27T23:44:28.631+02:00</updated><title type='text'>Yeni bir cagin baslangici</title><content type='html'>Irmak'in calismasi gerken bir sinavi oldugu icin, Gozde de evde yatip yuvarlanan bir ev kusu oldugu icin cickelisi de var cagi baslamistir. Fikir babalarina da ayrica tesekkur ederiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8129424108621855104-2293233445696677821?l=puskullubela.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://puskullubela.blogspot.com/feeds/2293233445696677821/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8129424108621855104&amp;postID=2293233445696677821' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2293233445696677821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8129424108621855104/posts/default/2293233445696677821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://puskullubela.blogspot.com/2008/09/yeni-bir-cagin-baslangici.html' title='Yeni bir cagin baslangici'/><author><name>Irmak</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://3.bp.blogspot.com/_DQhyhfpYFyE/SN6xMWtVM6I/AAAAAAAABpM/5ShyWinfFYY/S220/IMG_0226.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
