Monday, April 19, 2010

Cakmak cakmak

"Kaslarimiz niye var?", diye sordu kucuk kiz annesine. Saclari gunes sarisi, gozleri bal rengiydi. Sanki, evinin etrafini cevreleyen ucsuz bucaksiz basak tarlalarinin, biz olumlulerin dunyasindaki yansimasiydi. Masumdu kucuk kiz, kirilgandi, orta anadolunun kizgin yaz gunesini sonsuz sinirsiz emmek icin basini goge kaldirmis bir basakti.
Anne gur, kara kaslarini kaldirdi, alnini kiristirdi. Dusunurken kalkan kaslari alninda derin izler birakmisti. Ova gunesinden kirisan goz kenarlari, alnindaki cizgilerle birlikte cakmak cakmak parlayan mavili elali gozlerini cevreliyordu. Tatminkar bir yanit buldugunda, nihayet yumusadi cehresi, gulumsedi dudaklari.
"Kaslarimiz", dedi, "kaslarimiz bizim kimligimizin bekcisidir."

No comments: