Birseyler oluyor, bir umutla ayaklandik ama onumuzdeki engeller yalcin. Umut ile umutsuzlugun uzerindeki ince cizgide dalga dalga gelen herseyi parcalayan iki yuzlululuge yuzsuzluklere bencillige pislige gogus geriyoruz, yoruluyoruz, dayanamiyoruz, birakiyoruz, baska biri geliyor aliyor umudun bayragini o geciyor dalgalarin karsisina. Tekrar bir umut belki diye bekliyoruz, umut olacak birgun diye umutlaniyoruz, inanmaktan hic vazgecmiyoruz.
Inanmaktan vazgecemiyorum, cunku o idea icimde ve o olmadiginda, ona inanmaktan vazgectigimde hayatin geri kalani sacma bir oyundan farkli degil. Sacmalik, tamamen. Belki de biz tanrisizlarin, dindarlarin tanri diye boyun egdigi kul oldugu seyi, ulasmamiz gereken nokta olarak goruyoruz. Belkisi fazla mi acaba? Bu kadar kotulugun sebebi ne? Kul olmak ya da olmamak mi? Beyinler nerede ayrisiyor?
Buna sosyal olarak bak, ekonomik olarak bak, toplumsal olarak bak, dini olarak bak, kulturel olarak bak. Nasil bakarsan bak, temelinde birey yatiyor. Kendinden cikabilmis bireyler ve cikamamis bireyler. Beyinler bana gore burda ayrisiyor. Bedeninden siyrilabilmis olu yasayanlar ve yaninda hala varolandan ve olmayandan odleri koparcasina korkanlar. Benim diyecegim su ki o korkanlar cok konusmasin, biraz dinlesin ogrensin, biz onlari koruruz..
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment