Yaşlanmak acaba artık birşeyler hissetmek için yavaş yavaş daha cok şeye ihtiyacın olmaya başlaması mıdır?
Ağlak bir müzik olmadan ağlayamamak, hiç birşeyi bole icten bir kahkaha atacak kadar komik bulamamak, adam gibi sinirlenemeyip adam gibi sevinememek...
Belki de artık yaşlanıyo olduğumuzu içimize sindirip zevk almaya başladığımız başka şeyler olduğunu farketmemiz gerekiyo. Eskiden yaptığımız şeylerden artık zevk almıyo olduğumuzu görmek, bunalıma girdiğimizi göstermez, sadece yaşlandık o kadar..
Biraz daha fazla konfor, biraz daha fazla sükunet, biraz daha fazla cay, biraz daha fazla sigara...
Eh, hayat tabi ki daha zor, farketmedim belki ama artık cocuk ben cok uzaklarda kaldı, niye hala dun gibi hatırlıyorum? Çok cabuk bitti. Ve artık büyük adam işleri ile uğraşıyorum, koca adamların dünyasında onlarla savaşıyorum, ve zor, ve daha cok cay ve sigaraya ihtiyaç duyuyorum. Aslında büyümek (aslında yaşlanmak) pek bana göre değilmiş ya. Sorumluluk kocaman bir canavar, beni hırpalıyor.
Artık birileri beni teletubbylerdeki lala'ya benzetince seviniyorum. Aha, ne güzel hala cocuk gibiyim. Keşke, hocam da bana aa ne güzel lala gibi olmuşsun, gel bugun oyun hamurlarıyla moleküller yapalım, kimya ne demektir en baştan başlayalım dese. Hatta onu bile demese, hadi git parkta oyna dese.
Ya bir insan hayatı boyunca 24 saat cocuk gibi yaşayamaz mı? Yok mu böyle bi hakkı? Devlet bence bakımını üstlenmeli cocuk olarak yaşamaya karar veren insanların. Evet, cok mantıklı..
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment