Nerdeyiz, ne yaptık ve ne yapıyoruz? Hayatın bütününde bir anlam aramaya kalkıştığında, işte şu aşağıladığımız sahiplenmelerden başka anlamlı ne bulunabilir diye soruyorum ve hep bundan başka birşey arıyorum. Hayat ille de anlamlı mı olması gerekiyor? benim yaşamımın sokaktaki evsiz bir ayyaşın yaşamından farkı ne? Şu yaşamak dediğimiz zımbırtıyı anladığımı, onu yorumladığımı, karmaşık sorunlarla uğraşıp karmaşık kararlar aldığımı, aşık olup da felsefenin dibine düştüğümü, herşeyi genelleyip insan denen varlığı çözdüğümü, bir insanın nasıl yaşaması gerektiği konusunda şimdiye kadar öğrendiğim tüm bilimsel kültürel sosyal ıvır zıvırla muhteşem yorumlar yapabildiğimi, en azından bu kadar yoğun ve yorgun olmasam yapabileceğimi zannediyorum. Aslında bir bok bildiğim yok işte... dönüp aranıp yine o ilkel idime dönüyorum. Çocukları gorunce bi acayip oluyorum, kendime acıklayamıyorum, beni belki de hiç zannettiğim kadar sevmemiş olan adamlarla yaşadığım ilişkileri ah evrenin en derin, en büyülü, en bunalım, en hastalıklı, en takıntılı, en anlaşılmaz paylaşımlarıydı diye yüceltip yüceltip duruyorum. Aslında bi bok yok işte, kendini kendinden cıkardığında her zaman sıfırsın, ve başkalarını kendinden cıkarmaya calışmak da en büyük kandırmaca.
Yaşadiğin yaşamın nıtelıklı olup olmamasını geçip de, nasıl nitelikli hale getirebiliriz, nitelikli bir hayat nasıl olmalı sorusuna cevap aramaya da çalışıyorum. ılk aklıma meslek geldi. Insanların mesleği olmalı mı? meslek denılen seyın temelınde cidden toplumdakı gorev gıbı seyler mı yatıyor yoksa sadece para kazanmak mı? Geçinmekten paranın mına koymaya kadar gıden bır aralıkta ben nerdeyim? Yaptığın mesleğin fiyatı neye göre belirleniyor? Topluma kattığı değere göre olmadığı kesin. Bunu bilmiyorum. mesleğini sevmek neye gore belirleniyor? yaptıgın işe gore aldiğin paranın seni tatmin etmesi mi? yoksa, yaptıgın seyin bir yerlerde bir işe yaradıgını gorebilmek mi?
ıkıncısı aile. herkes aileye ihtiyac duyuyor mu? ben hep hayatında hiç evlenmemiş insanların biraz anormal oldugunu düşünürdüm, topluma ait değillermiş gibi. gel gör, ben de su anda o ınsanlara benzemeye baslıyorum, anormalleşiyorum, sacma bir insan kıvamına geliyorum. 5-10 sene once nasıl bir adamla evleneceğim konusunda hep bi hayalim vardı, kesin birileriyle evlenecektim, bır nişan bohçam olacaktı, ilk dantelli geceliğim, bir bond cantası ıcınde en son moda cılgın catal bıcak takımlarım, annemın ordugu havlu kenarı, banyo lifi, sabun kesesi, pamuk kutusu takımı... say say bitmez. ole klasık bir evliliğim ve uc bes sene sonra da bir iki cocugum olacagını zannedıyordum. cocuguma mektup yazıyodum 16 yasındaydım..
şimdi 25 yasındayım ve ne topluma bısı kazandıran ne de maasının benı tatmın ettıgı bır işim var, ne ailem ne kocam ne cocugum var. hayatın anlamı nerde baslıyor nerde bitiyor? Hıc bılmıyorum. Mutlu muyum? aslında mutluyum, cnku herkes gibi gunun getirdiği anlamsız sorunları cozerek zaman geçiriyorum, aynı bır cocugun annesı gıbı, bankada calısan bır memur gibi, sokaktakı evsız ayyaş gibi. kim daha cok mutlu ? evet bunu da bilmiyorum..
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment