Saturday, October 4, 2008

Bir cagin sonu

Baktik ki bu blog macerasi herkesin atildigi bir macera, ortamda okunamayacak kadar cok yazi var, biz susalim dedik. Gerci belki yine dayanamaz birseyler yazariz, blog o yuzden oldugu gibi duracak ama, bizden hayatin anlamini, Turkiye'yi kurtaracak careyi, basarili sosyal yaratiklar oldugumuza dair kanit niteliginde fotografli ani yazilari beklemeyin anacim. Cok uzulmeyin sevgili sadik okurlar!(???)

Sadece googleda arandiginda varolduguna dair kanit olsun diye bir iki kavram eklemek istiyorum guzide yazimin altina: (varolusun sanal ortama dusmesiyle ilgili kastirmayin beni)
-Okuzun koku. Cumle icinde: yok artik, okuzun koku! (sahiplenmeyeyim ama sanirim sahsimin bulusudur)
-Icine Levent Kirca kacmak (ki bir Ege Kayacan bulusudur)
-Aklima gelmisken gaylik kurumuyla mor renk arasindaki baglantiyla ilgili cevremdeki ilk espri de bana aittir kanimca. Yillar sonra donup dolasip baska birinden duydugumda acaba ben yaymis olabilir miyim diye dusunmustum.

Kavramlari sahiplenmek ustune de bir kucuk savunma yazisi. Iyi ki kapatacaktik di mi blogu. Soyle diyelim sagda solda duyurmayacagiz. E niye ortak alanda madem? Niye yazilar sadik okuyucuya hitaben? Demek umut baki. Bir de kendi kendine calip oynamak sikici be ablam. (Hayir Turkce klavyem yok.)

Aslinda konu genel. Ama iletisim kolayligi acisindan ornek uzerinden ilerleyelim. Ornegimiz de Modern Sabahlari sahiplenmek olsun. Bilmeyenler icin Modern Sabahlar radyo odtunun hafta ici sabah programi. Ben lise 1den mi yalan olmasin 2den mi beri dinlerim. Ankara'dayken sabah sayelerinde uyanirdim. Artik uyanamiyorum zaten. Sonra odtulu oldum, bu adamlarla yillarca ayni mahallede bulundum. Uclu amfide sohbetlerine katildim program ekibinin. Medeni cesaret ve sahiplenme duygusu eksikligi nedeniyle ben soramasamda, Senol tiplemesini kimin yaptigina dair gelen soruyu yuksek sesle ve cesitli bas haraketleriyle onayladim. Ege kizdi bu soruya ve grupca Fahir diye yanitlayip bizi yemeye calistilar, o ayri. Sonra universite son sinif dolaylari, ilgili insanla karsilikli yazisma donemlerimizde, program araciligiyla, birbirmize caktirmadan (ki ayni arabanin icindeydik bu sirada) Ankara'ya duyurduk biz seviyoruz birbirimizi diye, bir ozel gosterim bileti kazancaz diye. O haftanin geri kalani her sabah programi arayip turlu cesit maymunluk yapmamiz da cabasi.

Bu kadar sizi ilgilendirmeyen ani anlatmamin bir sebebi var evet. Ama paragrafi atladiysaniz ozeti benim bu programla bir gecmisim var. Daha suslu, rukus, yasca buyuk cumleler sevenler icin, benim bu programla tek yonlu de olsa organik bir bagim var. (kullanmak icin yer aradigim bir diger kelime..)

Ben sahiplenme yanlisi biri degilim. Modern sabahlari da sahiplenmem. Eksikligini de hissetmem. Sevgilimi de sahiplenmem, okulumu da bolumumu de. Annemi, babami, kardesimi sahiplenirim. (yadsinamaz kan bagi) Fikirlerimi de sahiplenmem. Esyalarimi da sahiplenmemeye calisiyorum. Ulkeleri, milliyetleri, kimlikleri, arkadaslari da sahiplenmem. Ama benim sahiplenmediklerimi birileri sahipleniyor. Buna da engel olmam, olamam ama gicik olurum. Gicik ola ola da gicik bir insan olurum, ki oldum da. Ama gicikligimin sebeplerini biraz anlatabildiysem belki icim rahat olur.

Sekkiz.

No comments: