Friday, November 21, 2008

içeriye hoşgeldiniz!

Dunyanın en zor işi belki de seni ısıtan ateşin içine girmek. Ve yanmamayı başarabilmek.. ve acı çekmemek.. içeride olup hala dışarıdaymış gibi düşünebilmek, belki dusunmek kolay ama hıssedebilmek ve bunu anlatabilmek, işte bu zor.. Yanıp yokolmamak bile olasılıksız belki de.

Bu sevda
Bu güzellik
Sen hep böyle
Olacak mısın
Ben hep böyle
Kalacak mıyım
Yoksa birden
Aniden
Düşecek miyiz

Bir fotoğraf
Siyah beyaz
Bir istanbul hatırası
Birleşerek
Çoğalarak
Gökte bir ay
Bir de yıldız
Yıldızımız parıldayıp
Coşacak mıyız

Oyalandık belki biz
Bu alemde
Sanki hepsi bir rüya
Bir eğlence
Doyumsuz muyduk biz
Ki sorular sorduk
Bulutsuzluk aşkımızdı
Hep hayaller kurduk

Dısardayken ne guzeldi, insanın hafızası sadece adrenaline bağlı olmamalı, hatırlayacak başka mekanizmalar gelistirmek lazım, Şarkılar ve kokular işe yarıyor.

Fairytales of yesterday will grow but never die..


Bir kere girip cıkmak lazım belki de, anlam hiç yitmiyo bu kesin.. Şarap gibi yıllandıkça güzelleşiyor..

Tekrar hoşgeldiniz..

No comments: