Saturday, November 22, 2008

konusamıyorum

Keske tum kafandan gecen seylerı dırek yazı ya da ses ya da resim ya da müziğe aynen çevirebilecek bir makine olsa.

durum cok kotu. ana dilinin inceliklerini yavas yavas unuturken, zaten az bildigin ya da hic bilmedigin dier dilleri gelisitrmeye calisiyosun. hepsinden az az. temel ihtiyaclarini anlatacak kadar asgari duzeyde paylasabilecek kadar. bu da bana cok sikinti veriyor. Turkceyi unutuyorum ve aslinda kafamdan gecen seyleri en kayipsiz anlatabilecegim dil Turkce, ya da bana en kolay gelen ve her zaman en kolay gelecek olan, ama kullanamiyorum. az bildigim ingilizceyle o da sadece bilimsel ve sokak iletisimi kisimlarindan gelistirme sansim olarak derdimi anlatmaya calisiyorum.. ingilizce edebiyat gelistirebilmek mi? delice.. bunun disinda dili tamamen farli bir ulkede yasayip sokak isaretlerini gelen resmi mektuplari gazeteyi anlayabilmek icin bi de bu dili ogrenmeye ugrasmak. Hangisiyle hangi ara ilgileneceksin? Bi de hayıflandıgın sey de kafamda gecen herseyı eksıksız anlatmaya calısmak.

İmkansız gorunuyor, he?

No comments: