Thursday, November 20, 2008

Kafamin ici

Paranoya nerden sonra klinik? Dusundugunde mi, dusundugune inandiginda mi, inandigin seye gore haraket ettiginde mi, haraketlerin hayatina ve etrafina zarar vermeye basladiginda mi?

Sabah uyandim, artik bana garip gelmeyen bir sekilde kafamdaki hikaye oynamaya basladi. Yalniz cok da iyi tanidigim, yillarca birlikte calistigim bir arkadasimin ismini unutunca third person sees all anlatici olarak, birden film koptu. Sonunda n'apiyorum dedim.

Nelere inanmadigimi ve kendimi nelere inandirabildigimi anlatsam, kesin deli dersiniz. Ya da deliligi oturtamadiginizdan, agzimdan cikanlara inanmazsiniz. Ben alistim kaygan bir zeminde yasamaya. Zeminlerin hepsi icin varsayimlar yapip, hangisi zemin tutuyo gibi gorunuyosa oraya atlamaya. Gozde'nin konuyla ilgili yorumu, sen hicbir seye sasirmiyosun. Yani.. 

Fakir edebiyati yapmiyorum. Moda diye kendime psikolojik hastalik yazmiyorum. Hasta falan degilim, yazmak isi biraz uclara tasimak. Yalniz yalan da soylemiyorum, bu isin bir handikapi var. Cok yoruluyorum, akilli bir algoritmayla elenebilecek olasiliklar ustune dusunmem gerekiyor. Kac kere beynimde donuyor anlatamam x kisisinin bastan sona uydurma bir karakteri y zamanlardir oynuyor olabilecegi olasiligi. Ya da diger ucta x kisisinin y zamanlardir butun ictenligiyle davranmis olma olasiligi. Iki uc olasiligin arasindaki continuumda her noktaya karsilik gelen weight fonksiyonun degeri kadar inaniyorum ilgili olasiliga.

Zor ablam, kafamin icinde olmak zor. Orneklerim say say bitmez.

No comments: